>>>>>>>>GÜNCEL

banner

  

 

 

KÖŞE YAZARLARI

 

Oğuz ERBİL
oerbil@meb.gov.tr
Ahmet ERDOĞAN
ahmeterdogan@meb.gov.tr

Serpil ERTEKİN
sertekin@meb.gov.tr

     

 

 

 

 

 

 

BİLGİ VE TEKNOLOJİ-II

ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİNİN ALANLARI
Öğretim teknolojisinin alanları tasarım , geliştirme , kullanım , yönetim ve değerlendirme dir.Aşağıda her bir çalışma alanının, bunların alt kategorilerinin ve ilgili kavramların tanımları yapılacaktır.

ALANLARIN ROLÜ
Alanların İşlevi
Öğretim teknolojisini tanımlaya çalışırken, teori ve uygulamada ortaya çıkan ilişkinin tanımlanacağı ve düzenleneceği bir ortam oluşturulmalıdır. Taksonomiler (taxonomies) veya sınıflandırmalar çoğu zaman bu ilişkileri kolaylaştırmak için kullanılır (Carrier ve Sales, 1987; Knezek, Rachlin ve Scannell, 1988; Kozma ve Bangert-Downs, 1987).
Güncelleştirilmiş bir sınıflandırma yapısı, öğretim teknolojisinin gelişmesini sürdürebilmesi için şarttır. Bununla birlikte, kavramsal bir çerçevenin oluşturulması ve terminoloji üzerine anlaşmaya varılması çok gereklidir. Çerçevesi oluşturulmadan genellemelerin yapılması, hatta alt-alanlar arasında verimli bir iletişimin kurulması çok güçtür. Ortak anlamlarda buluşulması özellikle kritik bir olgudur. Zira öğretim teknologları genellikle grup içinde çalışmakta ve etkili takımların oluşması, terminoloji ve kavramsal çerçeve üzerinde mutabık kalma ile sağlanabilmektedir.
Bir teknolojiden elde edilen bilgiler diğerlerine aktarılamazsa, her yeni teknoloji için araştırma temelinin yeniden yaratılması gerekir. Teknolojinin hızlı gelişimi ve değişimi, teknolojiler arasındaki bu aktarımın gerekliliğini doğurmuştur. Akademisyenler ve uygulayıcılar beraberce sınıflandırma alanlarını tanımlayarak, araştırma meselelerini birlikte çözebilir. Teoriler, nerelerde öğretim teknolojilerinin gerçek durum uygulamalarını desteklemede ve tahmin etmede zayıf kaldığını belirleyebilirler. Kategoriler ve işlevler açık seçik olarak tanımlanmadıkça, akademisyenler ve uygulayıcılar arasındaki işbirliği daha da güç bir hal alır. Bunun sonucu olarak, teori ve uygulamanın geçerliliği sekteye uğrayabilir.
Daha önceki birçok öğretim teknolojisini sınıflandırma çabalarında işlevsel yaklaşımlar kullanıldı. AECT'nin 1977 tanımına göre, öğretimsel yönetim işlevleri ve öğretimsel gelişim işlevleri, öğretim sistemleri bileşenlerinin içinde bulunuyordu. Ronald L. Jacobs (1988) teori ve pratiği içinde barındıran ve uygulayıcıların yerine getirmeleri beklenen işlevleri tanımlayan bir birey başarım teknolojisi (human performance technology) alanı ileri sürmüştür. Jacobs'un önerisine göre alanın üç işlevi vardır: Yönetimsel işlevler, başarım sistemleri geliştirme işlevleri, ve diğer işlevlerin kavramsal temelini oluşturan insani sistemler bileşenleri. Her bir işlevin bir amacı ve bileşenleri vardır. Yönetimin alt bileşenleri: idari ve personel; geliştirmenin alt bileşenleri: geliştirme sürecindeki basamaklar; birey başarım sistemlerinin alt bileşenleri: organizasyon, motivasyon, davranış, başarım ve dönüttür.


Alanlar arasındaki ilişkiler
Şekilde de görüleceği gibi alanlar arasındaki ilişkiler doğrusal değildir. Her bir alan sunuldukça alanların nasıl birbirlerini tamamladıkları daha iyi anlaşılacaktır. Öğretim teknolojisindeki alanlar, her bir alan içinde büyük etkiye sahip bilgi temellerini özetlemektedir.
Araştırmacılar sadece bir alan üzerine yoğunlaşabilirken, uygulayıcıların çoğu zaman birçok alan üzerinde veya tüm alanlar üzerinde yoğunlaşmaları gerekir. Araştırmacılar ise teoride ve uygulamada diğer alanlardan faydalanırlar. Alanlar arasındaki ilişki sinerjistiktir (synergistic). (Synerjism tanımı: etkileşim içindeki elamanların birleşerek oluşturdukları bütünsel etki, tüm elemanların gösterdiği etki toplamından fazladır. 'Random House Webster's') Geliştirme alanı üzerine çalışan bir uygulayıcı, öğretim sistemleri yaklaşımı gibi tasarım alanına ait bir teoriden faydalanabilirken, tasarım alanı üzerine çalışan bir uygulayıcı ise geliştirme ve kullanım alanlarına ait medya özellikleri hakkındaki teorilerden ve değerlendirme alanına ait problem analizi ve ölçme hakkındaki teorilerden faydalanabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 






 

 

 

 

 

 

 

 

Şekillerde görüldüğü gibi her bir alan, diğer alanlara ve her alan, tüm alanlar tarafından paylaşılan teori ve uygulamaya katkıda bulunur. Dönüt teorisi tüm alanlar tarafından paylaşılan teorilere örnektir. Dönüt, öğretimsel stratejilere ve mesaj tasarımına dahil edilebilir. Dönüt döngüleri yönetim sistemlerinde kullanılırken değerlendirme de dönüt sağlar.
Her bir alan için dört adet alt kategori gösterildiği halde, bunlardan bağımsız ya da burada gösterilmeyen alt kategoriler de olabilir. Bunlar, ya günümüzde diğerlerinden daha önemsizdirler, ya da bunları destekleyen teoriler yetersiz kalmaktadır. Elektronik başarım destek sistemlerine (electronic performance support systems) verilecek önem önümüzdeki yıllarda artabilir.

 

ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİNİN DİĞER ALANLARLA İLİŞKİSİ

 
Öğretim Teknolojisi, araştırma ve uygulamanın farklı çalışma alanlarını içeren ayrı bir alan olarak ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Şekilde öğretim teknolojisinin geleneksel sınırları içerisinde faaliyet alanlarının -tasarım, geliştirme, kullanım, yönetim ve değerlendirme- tanımını yapmıştır.


 

 

 

 

 

 

 

Öğretim teknolojilerinin çalışma alanlarının sınırları, onun eklektik yapısını yansıtır. Araştırma, teori ve uygulamanın elemanları öğretim teknolojisinin bünyesinde kendilerine benimsenme ve adapte olma yoluyla yer bulmuşlardır. Bu durumun yarattığı etkiler bir süre yoğun biçimde hissedilirken, daha sonra varolan paradigmalarla birlikte değerlendiriliriler. Yine de, bu oluşumlar zamanla baskınlıklarını kaybederlerken bile, düşüncede ve uygulamada etkilerini genellikle tamamen yitirmezler. Bununla birlikte, yeni fikirlerin bütünleşmesi alanın daha geniş sosyal ve teknolojik durumunun içerisinde meydana gelir ve onun etkisini yansıtır.

ÖĞRETİM TEKNOLOJİSİNİN GELİŞİMİ

Bir alanın varlığının ilk belirtisi, görsel eğitimin ve ardısıra görsel-işitsel eğitimin bir kavram olarak ortaya çıkışıdır. Hoban, Hoban ve Zisman (1937) ve Dale (1946) tarafından yazılan ilk kitaplar, II. Dünya Savaşı'nda Amerikan askeri eğitiminde medyanın geniş ölçüde ve etkili bir biçimde kullanılmasına yardımcı olmuşlar ve öğretim teknolojisini kabul görür bir duruma yerleştirmişlerdir. Dünyanın diğer bölgelerinde gelişen olaylar, medyanın önemini de ortaya çıkarmıştır. Örneğin, 1939'da Kanada'da dünyanın ilk belgesel film üreten firmalarından biri olan the National Film Board kurulmuştur.
Wood ve Freeman'ın (1929), Knowlton ve Tilton'un (1929), Carpenter ve Greenhill'in (1956) araştırma bulguları, medyanın eğitim ve öğrenim sürecindeki değerini kanıtladı. Bu durum, alanın yapılanmasına yardımcı oldu. Sonra, Fleming ve Levie (1976; 1993) daha önceden yapılmış olan medya araştırmalarını ve psikolojik araştırmaları özetlediler. Kendi sentezlerini mesaj tasarımı için bir rehber olarak sundular.
Bugün alan, bilgisayar teknolojisinin hem eğitim-öğrenim ortamı olarak hem de pek çok farklı medyayı tek bir öğretim ünitesi içerisinde birleştirebilen bir araç olarak sunmuş olduğu öğretim olanakları ile karşı karşıyadır. Bunun yanısıra, etkileşimli video geniş ölçüde eğitim filmlerinin yerini almaktadır.
Öğretim materyalinin bir çalışma alanı olarak tanıtımı ve gelişimiyle birlikte öğretim, bir bilim dalı olarak gelişti. Öğretim psikologları öğretim ve öğrenimi etkileyen faktörler üzerinde yoğunlaşan teorik temelleri sağladılar. Alanın ilk liderlerine göre, öğrencinin ve öğrenim sürecinin doğası dağıtım metodolojisinin doğası üzerine öncelik aldı.
Bazı ilk görsel-işitsel medya uzmanları; Watson, Thorndike, Guthrie, Tolman ve Hull'un çalışmalarını kullandılar. Bu durum, Skinner'in öğretim makineleri ve programlanmış öğrenme üzerine yapmış olduğu çalışmalar ortaya çıkana dek sürdü. Onun bu çalışmasıyla, alanın meslek adamları kendilerini psikolojik bir temelin üzerinde hissettiler. 1962'de Mager tarafından tanınması ve yaygınlaştırılması sağlanan Skinner'in davranışsal psikoloji üzerine çalışması, alana daha yeni ve saygı duyulan bir bakış açısı kazandırdı. Lumbsdaine ve Glaser 1960'da, Lumbsdaine 1964'de davranışsal psikolojinin alanla olan ilişkisini örneklendirdi. Wiman ve Meierhenry (1969) öğrenim psikolojisinin öğretim teknolojisiyle olan ilişkisini özetleyen ilk önemli çalışmalarını yayınladılar. Bruner (1966), Glaser (1965), ve Gagne (1965; 1989), sonuçta bilişsel psikologların daha geniş katılımını sağlayacak yeni kavramlar tanıttılar. Bugün alan, bilginin bilişsel sürecinin değişik yönlerinin önemi üzerine ikna olmuş gözükmekte, öğretimsel durum ve şartların rolüne ve öğrencinin algılayış yetisi üzerine gereken önemi vermektedir.
Belki öğretim teknolojisindeki en önemli değişikliklerden biri, alanın kullanım alanlarının genişlemesiydi. ÖT ilköğretimde kullanılmaya başlamasına rağmen, daha sonra askeri eğitimde, yetişkin eğitiminde, ve lise seviyesindeki eğitimde kullanılmıştır. Bugün çalışmalarının çoğu, özel sektör çalışanlarının eğitilmesi üzerinedir. Bu nedenle, şu andaki ortamda, kurumsal değişim, başarım artırımı, ve maliyet hesabı üzerine artan oranlarda talepler vardır.
Öğretim teknolojisinin ilkeleri, ürünleri ve yöntemleri, özellikle okulların yeniden yapılandırılması esnasında, okulun etkinliği için hayati önemini sürdürmektedir. Bununla birlikte, öğretim uzmanları okullarda pek iyi karşılanmadıklarını ve düşüncelerine önem verilmediğini hissetmektedirler. Oysa ki yeni teknolojiler ve yeni dağıtım metodolojileri, okulların ve öğrencilerin özel ihtiyaçlarını karşılamanın yollarını sunarlar. Bu duruma bir örnek, uzaktan eğitimin, eğitimin bütün seviyelerinde ortaya çıkan rolüdür.
Öğretim teknolojisi ve öğretimsel tasarım, sağlık eğitiminde ve yaygın eğitim kuruluşlarında da yaygınlaşmaktadır. Öğretim durumlarının herbiri, farklı yaş ve ilgi gruplarındaki öğrencilerin ve çok amaçlı organizasyonların farklı ihtiyaçlarını gün ışığına çıkarır. Farklı kuruluşların sağladığı laboratuarlar teknolojiyi kullanmak ve denemek için kullanılırlar. ÖT'nin farklı durumları örgütsel-kişisel değerlerin ve davranışların geniş bir alanı kapladığını ortaya koyarlar. Kültürler toplumdan topluma değişiklik gösterir. Bu durum yeni problemler yaratırken, aynı zamanda alanın büyümesi ve genişlemesi için gerekli olan ortamı da yaratır.

ÖĞRETİM TEKNOLOJİSİNİ ETKİLEYEN ÖNEMLİ KAYNAKLAR
Öğretim Teknolojisinin ilkeleri ve yöntemleri teori tabanlı olmasına rağmen, ÖT öncelikle uygulama ile ilgili bir alan olarak görülebilir. ÖT'nin çalışma alanları; rekabet ortamı içerisinde toplumsal değerlerin de etkisiyle, araştırma sonuçlarına göre ve özellikle meslek mensuplarının teknolojiyi öğretim amaçlı kullanarak elde ettikleri deneyimlerle gelişmektedir. Böylece alan, teorik bilginin yanısıra aynı zamanda uygulama sonucunda kazanılmış bilgiye de sahip olan bir çocuk konumuna gelir. Her ne kadar ÖT henüz bir çocuk olsa da, onun bilgi tabanı, öğretim teknologları tarafından anlaşılmakta ve kullanılmaktadır. ÖT'nin her çalışma alanı:

  • Araştırma ve teori
  • Popüler değerler ve bakış açıları
  • Teknolojik olanaklar

tarafından şekillendirilmektedir.
Bu bölümde, etki kaynaklarının herbirini inceleyeceğiz.

Araştırma ve Teorinin Etkisi

Genel Bakış

Öğretim Teknolojisi değişik bilim alanlarından kaynaklanan teorilerden etkilenmektedir. Bu bilim dalları:

  • Psikoloji
  • Mühendislik
  • İletişim
  • Bilgisayar
  • İşletme
  • Eğitim

olarak sayılabilir.
Araştırma ve teori, öğretim uzmanlarının çalışmalarında rehber olarak kullanılırken, genel ilkelerin tavsiye edilen yöntemleri özetleyen modellerin oluşumları içerisine aktarılması yaygındır. En etkili modeller öğretimsel tasarım yöntemlerini tanımlarlar. Bu teorik modeller, tipik olarak bir çalışma alanı ile anahtar ilişkiye sahipken, sıkça ÖT'nin birden daha fazla alanını etkilerler. Bu durum, çalışma alanları arasındaki farklılıkları azaltırken, alanın bütünleşmesinde de birleştirici bir rol oynarlar.
Alttaki şekilde, ÖT'nin çalışma alanları ve teori esasları arasındaki bazı ilişkileri göstermektedir. Bu şekil, Öğretim Teknolojisi ile ilgili teorilerin yalnızca çizim ile gösterilmesi değildir. Tersine, teorilerin ÖT'nin çalışma alanları ile örtüşme tarzını ve teorilerin ÖT'yi destekleme yönteminin şekille ifadesidir.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Alttaki şekilde araştırmanın önemli bölümleri ile ÖT'nin çalışma alanları arasındaki ilişkiyi gösterir. Çoğu durumda, bu şekildeki araştırma konularını şekil 3.1 de gösterilen bir teori esası ile ilişkilendirmek mümkündür. Örneğin, mesaj tasarımı araştırmaları iletişim teorisi ile ilişkili olup bu teoriye katkı sağlarken, öğrenci özelliklerini inceleyen araştırmalar motivasyon teorisi ile ilişkilendirilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Ne yazık ki bu tür düzenli ilişkiler her zaman mevcut değildir. Bazı araştırmalar henüz bir teorik çerçeve içerisine oturtulamamıştır. Örnek olarak, henüz medya ile ilgili genel bir teori yoktur. Medya etkinliği ve medya kıyaslanmasına yönelik yapılan araştırmalar, belli bir çalışma alanı ile ilişkili olmasına ve medya araştırmalarının ÖT'nin gelişmesine olan katkılarına rağmen, teori tabanından yoksundur.
Öğretim Teknolojisi araştırmaları değişik araştırma metodları kullanır. Driscoll (1984) değişik araştırma metodları kullanımının gelişen bir bilim dalı için normal olduğuna ve böylece bunun ÖT araştırmaları için de uygun olacağına dikkatleri çekmiştir. Sonuç olarak, alanın araştırma tabanı yalnızca geleneksel araştırma metodlarını kullanmakla kalmayıp aynı zamanda değişik alternatif araştırma metodlarını da -etnografya, gelişim ve değerlendirme araştırmaları, ve maliyet hesabı çalışmaları gibi- kullanacaktır.
Aşağıdaki bölümlerde özgün araştırma ve teorilerin bölüme nasıl katkıda bulunduğunu ve ÖT'nin çalışma alanlarını ne şekilde etkilediklerini bulacaksınız. Her çalışma alanının araştırma ve teorik temeli burada tamamen açıklanacaktır.

Tasarım

Öğretim tasarımın ayırt edici özelliklerinden biri, onun ilke ve yöntemlerinin araştırmalarla desteklenmesidir. Bu araştırmaların yapısı, geleneksel kontrol altında yapılan deneylerden gelişime açık araştırmalara, durum araştırmalarının niceliksel analizine kadar çeşitlilik gösterir. Her ne kadar araştırmalarla desteklenen ve teorik açıdan yönlendirilen alternatif tasarım görüşleri ortaya çıkmış olsa da, alana yön veren anahtar konumunda düşünce akımları vardır. Bu akımlar burada tartışılacaktır.

Genel Sistemler Teorisi

Genel sistemler teorisi, öğretim sistemleri tasarım modellerinin kullanımı ile alana uygulandı. Bu modellere bağlılık öylesine yaygındır ki bu yaklaşım öğretim tasarımcılarının büyük çoğunluğunu birliktelik içerisinde bir araya getiren bir paradigma gibidir. Öğretim sistemleri tasarımı, bir teori olarak, öncelikle tümdengelim mantığı, değerlendirilmiş uygulama, ve başarılı deneyimler tarafından desteklenir. Sistematik tasarımda bulunmayan bu araştırma esası, tasarım sürecinin parçalarını -yani, hedefe yönelik öğretimin etkileri yada analiz edilen içeriğin yeterliliği- destekler.

Psikolojik Teori ve Araştırmalar

Öğretim tasarımı, öğrenim teorisine sıkı sıkıya bağlıdır. Geleneksel olarak, davranışçı bakış açısı öğretim tasarım uygulamaları üzerinde büyük bir etkiye sahipti. Bugün alan, bilişsel psikolojinin etkilerini taşıyan uygulamaları ön plana çıkarır (Polson, 1993), ve yapısalcı ilkeleri rehber olarak kullanır.
Davranışçı görüşün temsilcileri, öğrenmenin tek delili olarak gösterilen başarımı, yani öğrencinin başarısını dikkate alırlar. Davranışçı araştırmalarda, uyarıcı materyallerin yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen başarılar üzerinde etkisini vurgulayan bir eğilim vardır. Bilişsel psikolojinin temsilcileriyse, tam tersine, öğrencilerin bilgilerindeki ve bilgi yapılarındaki değişiklikler ile daha çok ilgilenirler. Onlar bilginin nasıl işlendiğini bilginin nasıl hatırlandığını inceleyerek belirtme eğilimindedirler. Bu, davranışçıların dışa dönük yaklaşımlarının tersine daha çok dahili bir yaklaşımdır (Lajoie, 1993). Yapısalcılar da dahili bir yaklaşımı benimsemişlerdir. Onların iddiasına göre bir kişinin bilgisi ve öğrenim işleminin kendisi, kişinin dünyayı algılama ve yorumlama tarzına göre gelişir. Böyle görüşler, kişinin deneyimleri ve bu deneyimleri yorumlaması ile tayin edilir. Bu yönelim, öğrenim ve aktarım durumunun da rolünü vurgular (Duffy ve Jonassen,1992).
Öğretim tasarım yöntemlerini etkileyen bir diğer önemli psikolojik kaynak, öğrenci motivasyonunu sağlamak ve sürekli kılmak ile ilgilidir. Öğrenci motivasyonunun önemi görsel-işitsel yardımcı tekniklerin öğrenci ilgisini sürekli kılmak amacıyla kullanılmasıyla birlikte Öğretim Teknolojisi içerisinde yayılmış ve motivasyon tasarımı ile öğretim tasarımı içerisine dahil olmuştur. Örneğin, Keller (1987a, 1987b) geniş tabanlı bir psikolojik araştırmanın sonucunda özel motivasyon tasarım teknikleri geliştirmiştir. Bu araştırma; kişisel beklentileri ve davranışları, ilgileri, tutumları, başarı ihtiyacını, ve akademik durumları, motivasyon tasarımında göz önünde bulundurulması gereken konular olarak gösterir (Keller, 1979).

Öğretim Teorisi ve Öğretim-Öğrenim Araştırmaları

Tasarımcılar öğretme-öğrenme sürecini etkileyen faktörler üzerine kurulmuş özel öğretimsel olayları ve etkinlikleri seçerler. Bu anahtar faktörlerin herbiri, kendi üzerinde yapılan araştırmalara ve teoriye dayanırlar. Farklı öğretim olaylarının tasarımları arasındaki farklılıklar tipik olarak öğretilecek konuya bağlıdır, çünkü öğretim tasarımlarının büyük bir çoğunluğu "öğretim, öğretilecek konunun türüne göre değişiklik göstermelidir" varsayımını benimsemişlerdir. Konuların sınıflandırılması genel olarak farklı sınıflandırmalardan birine göre yapılır:

  • Bloom'un bilişsel alan sınıflandırması (1956);
  • Krathwohl, Bloom ve Masia'nın duyuşsal alan sınıflandırması (1964);
  • Harrow'un psikomotor sınıflandırması (1972);
  • Gagne'nin beş öğrenilmiş yeteneği tarifi (1985);
  • Merrill'in Bileşen Görüntü Teorisi içerik tanımlaması (1983).

Sonuç olarak, öğretim stratejilerinin seçimi de gösterilen genel yaklaşım öğrenme işleminin sınıflandırılması ile başlar. Bununla birlikte, tasarım sürecindeki diğer safhalar dönüt sağlamaya yönelik teknikleri içeren öğrenim işleminin doğasına bağlıdır (Smith & Ragan, 1993).
Temel öğretim tasarımını belirleyen ikinci anahtar yaklaşım medyanın seçilmesidir. Bu işlem, varolan öğretim materyalinin yeterliliğine ve kompleksliğine bakılmaksızın, alanda merkezi bir rol oynamıştır. 1950 ve 60'lı yıllarda, Dale'nin Yaşam Konisi (Cone of Experience, Dale 1946) kolay anlaşılabilir bir model oluşturdu ve medya sınıflarının belirginlik seviyelerinin açıklanmasında kullanıldı. Böylece de medya seçiminde önemli bir rol oynadı (Yaşam konisi şeklinde). Özellikle, medyanın somut ve soyut kavramları bağdaştırabilme özelliğinin, öğrenimin kalitesini artırma yönünde bir etki yaptığı saptandı. Dale'in Konisi, John Dewey'in deneysel eğitim felsefesinin bir yansımasıdır. Daha sonra, Heinich, Molenda, ve Russell (1993), Dale'in konisinin değişik seviyelerini Bruner'in öğretim etkinlikleri -soyut, simgesel, rol merkezli- ile ilişkilendirdiler. Şimdiki geçerli medya seçim modelleri (Reiser ve Gagne, 1982; Romiszowski, 1985) öğretim ortamlarını, öğretimin içeriğini, ve öğrenci özelliklerinin sistematik analizini ön plana çıkaran bir eğilimi benimsemişlerdir.




 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu koninin dayandığı ilkeler, Çilenti (1984) tarafından şu şekilde açıklanmıştır:

  • Öğrenme işlemine katılan duyu organlarımız sayısı ne kadar fazla ise o kadar iyi öğrenir ve öğrenmelerimiz o kadar kalıcı olur.
  • En iyi öğrendiğimiz şeyler kendi kendimize yaparak öğrendiğimiz şeylerdir.
  • En iyi öğretim soyuttan somuta ve basitten karmaşığa doğru gidilendir.

Tasarımcılar; düz anlatım, tartışma, farklı yaş gruplarına birebir öğretim ve küçük grup etkileşimleri gibi genel öğretim metodlarının geçerliliğini gösteren araştırma bulgularını da gözönüne almak zorundadırlar. Buna ek olarak, dönüt ve pekiştireç, alıştırma ve uygulama, oyun oynama ve simulasyon gibi özel öğretim taktiklerinin etkileri ve etkinlikleri üzerine yapılmış önemli sayıda araştırma vardır. Yine aynı şekilde, medyaların birbirleri üzerine olan avantajlarını ve dezavantajlarını kıyaslayan pek çok araştırma vardır. Yine de bu yönde yapılan araştırmalar şiddetle eleştirilirken (Clark, 1983), destek bulmaya hala devam etmektedir. Örneğin Kozma (1991), özellikle öğretim ortamı ve öğrencinin nitelikleri arasındaki etkileşimlerle ilgilenmektedir. Ross ve Marrison'da (1989) medya araştırmalarını savunmaya devam ederler. Medya arttırrımı ile ilgili çalışmalardan elde edilen ürünlerin etkinliğinin ve kullanılabilirliğinin ölçülebilir olmaları açısından önemini vurgularlar. Böyle düşünce ve yaklaşımlar araştırmaların sürmesini sağlamıştır.

İletişim Teorisi ve Algılama-Dikkat Araştırmaları

Geleneksel iletişim araştırmaları özellikle öğrenme ilkeleri ile birleştirildiği zaman, öğretimsel tasarım üzerinde; özellikle sayfa düzeni, ekran tasarımı, grafiksel ve görsel tasarım gibi mikro-tasarım durumlarında önemli bir etkiye sahiptir. Algılama, dikkat çekme ve dikkati kontrol etme ile ilgili araştırmalar özel öneme sahiptir. Fleming (1987), tasarımcı için büyük önemi olan dikkat çekme yöntemlerini tarif etmiştir. Kesin olan dikkatin çok seçici olduğudur. Genel olarak dikkat yeni veya kompleks olana yönelir ve dikkatin yoğunluğu öğrencinin beklentilerinden, öğretimsel işaretlerden büyük ölçüde etkilenir. Buna ilaveten, Fleming (1987) bir görüntünün organizasyonu, karşılaştırılması, kontrastı, rengi, değeri ve bilgi alanları gibi algının tasarım ilişkili özelliklerini de özetler.
Bu tarz araştırmalar, geleneksel olarak medya tasarımı ve gelişimi için önemli olmuştur. Şimdilerde ekran tasarımı, masaüstü yayıncılık, çoklu ortam öğretim materyali tasarımı gibi yeni teknolojiler üzerinde de yapılan araştırmaların etkileri görülmektedir. Buna ek olarak, bu çalışmaların görsel düşünme, görsel öğrenim ve görsel iletişim çalışmaları için temel oluşturduklarını söyleyebiliriz.

Geliştirme

Öğretim geliştirme süreci tasarım yöntemlerine bağlıdır, ama baskın genel ilkeler iletişimin doğasından ve öğrenim sürecinden gelir. Geliştirme yalnızca iletişim teorisinden değil aynı zamanda görsel işitsel süreç, görsel düşünme ve estetik teorilerinden etkilenir. Bundan başka, geliştirme çalışma alanının farklı alanları araştırma ve teoriden kaynaklanan ayrı etkilere de maruz kalırlar.

Geliştirme Çalışma Alanını Bir Bütün Olarak Etkileyen Teori

Görsel-işitsel eğitimin ilk günlerinde çalışan bireyler, sarf ettikleri emeğin amacının, fikirlerin iletiminin eğitimciler tarafından kabul gören yeni araçlarla sağlanması olduğunu fark ettiler. Neophyte eğitim uzmanları ne yapmaya çalışıyor olduklarının açıklamasını Shannon ve Weaver'ın (1949) teorisinde buldular. İlk olarak Shannon ve Weaver bir mesajın göndericiden alıcıya duyu araçlarını kullanılarak ulaşması işlemini tarif ettiler. Modelin daha popüler bir açıklaması olan Berlo'nun çalışması (1960) insanın (medyanın değil) işlemin merkezinde olduğu gerçeğini vurguladı. Bu model; gönderici (sender), mesaj (message), kanal (channel), ve alıcı (receiver) arasındaki devinimsel ilişkiyi tasvir etti ve yaygın bir şekilde SMCR modeli olarak adlandırıldı. Schramm (1954) kitle iletişimi alanında çalışan biri olarak Shannon ve Weaver'ın çalışmasına daha geniş kitlelerin iletişimi için başvurdu ve iletişimin insan davranış yönlerini vurguladı.


Bu alanda çalışan kişiler, Marshall McLuhan'ın (1964) geleneklere uymayan, alışılagelmişin dışındaki fikirlerini onun görüşlerinin alandaki bazı belirsizlikleri ortadan kaldıracağı umuduyla araştırırlarken, kitle iletişimi ile ilgilenmeye de devam etmişlerdir. Kitle iletişimi ve Öğretim Teknolojisi aynı medyayı kullandığı için kitle iletişim kavramları alanın sınırları içerisinde kalmıştır. Örneğin, televizyonun etkileri üzerine yapılan araştırmalar iki alandan etkilenir -televizyonun eğitim amaçlı kullanımı ve kitle iletişim aracı olarak kullanımı alanları.


Buna ek olarak, çok sayıda mikro-seviyede yapılmış araştırma vardır. Bu araştırmalar, çeşitli teknolojiler kullanılarak öğretim materyalleri geliştirme tekniklerini ve metin tasarımını etkilemiştir. Bilgisayar ekran tasarımı mikro-seviyede iletişimin ana hatlarının güncel kullanımına bir örnektir.
Geliştirme çalışma alanı, görsel düşünme, görsel öğrenim, ve görsel iletişim teorilerinin uygulanması ile ortaya çıkan görsel okuryazarlıktan etkilenmiştir. Heinich, Molenda, ve Russell (1993) görsel okuryazarlığı "görsel mesajları doğru biçimde tercüme edebilmek ve böyle mesajlar yaratabilmek için öğrenilmiş yetenek" diye tanımlarlar. Görsel okuryazarlığın temelinde yatan varsayımlar, insanların hem düşünüp hem de öğrenebildiği bir görsel dilin varlığı ve insanların kendilerini görsel olarak açıklayabildikleridir.


Görsel düşünme teorisi, öğretim materyallerinin hazırlanmasında görsel davranışlar için fikirler üretmekte kullanışlı bir teoridir. Görsel düşünme bir içsel tepki durumudur. Yani, görsel düşünme daha fazla hayal gücünün kullanımı ile diğer safhalardan daha fazla duyusal ve duygusal birliktelik içerir (Seels, 1993d). Görsel düşünme; çizgi, şekil, renk, metin, kompozisyon gibi elemanlar etrafındaki resimleri organize edebilme yeteneğini gerektirir. Görselliğin öğeleri, her yaştan insanın öğrenimi üzerinde derin etkiler bırakan görsel durumların yaratılması için kullanılırlar.
Görsel öğrenme teorilerinin uygulamaları görsel tasarım üzerine odaklanmıştır ve bütün öğretim ortamlarına dahil olmuşlardır. Bu bakımdan, estetik ilkeleri geliştirme işlemleri için temel oluştururlar (Schwier, 1987). Heinich, Molenda ve Russell (1993) görsel tasarım esnasında kullanılan temel elemanları (çizgi, şekil, metin, renk) ve estetik tasarımın ilkelerini (düzen, denge, bütünlük) tanımlamışlardır. Buna rağmen, daha pekçok görsel tasarım ilke ve elemanlarını içeren listeler vardır (Curtiss, 1987; Dondis, 1973). Görsel tasarımın ilkeleri, aynı zamanda, öğretim materyalleri geliştirmede bir temel rehber olarak da kullanılır. Bu ilkelerden, grafik tasarım ve redaksiyon gibi işlemlerde de faydalanılır (Petterson, 1993; Willows ve Houghton, 1987).

Geliştirme Çalışma Alanının Alt-sınıflarını Etkileyen Teori ve Araştırmalar

Bu alan içerisinde dört önemli etkinlik alanı vardır. Bu alanlar; sırasıyla baskı teknolojilerini, görsel-işitsel teknolojileri, bilgisayar-tabanlı teknolojileri, ve birleşik teknolojileri kullanırlar. Her altsınıfın içerisinde, tercih edilen üretim işlemleri ve yöntemleri gelişmektedir. Araştırmalar yapıcı bir tarzda gerçekleştirilmekte ve bu çalışmalardan değerlendirme aşamasında yararlanılmaktadır.
Bu araştırmaların sonucu olarak yeni teknikler ortaya çıkmış ve bu teknikler düzenlenerek kullanılmıştır. Örneğin, basım teknolojileri ile ilgili olarak, okunabilirlik kavramı ve metin materyalinin okunabilirlik seviyesini belirleyen teknikler ortaya çıkmıştır. Kalıplara uygun yazı yazma fikri ve onun elamanları sadece eğitim ve öğretim ürünlerinin tasarımında değil, diğer iletişim araçlarında da kullanılmıştır (Jonassen, 1982).
Bilgisayar tabanlı teknolojilerin gelişmesi ile birlikte, araştırmaların ve meslek adamlarının katkısıyla, özel teknikler ortaya çıkmıştır. Bilgisayar programlama ve uygulama geliştirme teknikleri pek çok duruma uygulanır hale gelmiştir. Bu teknikler diğer tasarım teknikleri ile birlikte sıkça kullanılmaktadır. Uzaktan öğrenim programları geliştirmek; genel iletişim ilkelerine, grafik tasarım ilkelerine, etkileşimli öğrenim ilkelerine, ve keza ileri elektronik tekniklerine gereksinim duyabilir. Çoklu-ortam veya entegre ortam öğretim materyali geliştirme işlemi ses ve video üretim ilkelerini, bilgisayar-tabanlı program geliştirme ilkelerini, grafik tasarım ilkelerini ve de öğretim tasarımının daha temel ilkelerini bir araya getirir.
Daha yeni teknolojiler ile birlikte kullanılan ilkelerin çoğu, geleneksel görsel-işitsel teknolojilerle ilgili yapılan araştırmalara ve teoriye dayanır. Medya araştırmalarının teoriye dayalı bir çerçeve içerisine oturtulamamış olmasına rağmen (Heidt, 1988), öğretim amaçlı medyanın rolü alan içerisinde daima mihenk taşı olmuştur. Araştırmacılar yıllar boyunca bir medyanın diğeri üzerine yada bir medya aracılığı ile yapılan öğretimin doğrudan yapılan öğretim üzerine olan üstünlüklerini ortaya koymaya çalışan çalışmalar yaptılar. Bu çalışmalar, medya seçim işlemini basitleştirecek hatta şu anda kullanılan teknolojini geçerliliğini ortaya koyacak çalışmalardır. Son yapılan araştırmalarda, özel medya niteliklerinin bireysel öğrenciler ve onların bilgi işlemeye yönelik yaklaşımları üzerine etkisini ortaya koymuştur.
Öğretimsel film, televizyon, teyp, ve slaytlar gibi medya ürünleri üzerine yapılan araştırmalar, etkili medya geliştirme teknikleri ve yöntemleri için zengin bir bilgi kaynağı olmuştur. Bu araştırmalar yalnızca verimli medya kullanımı konusunda genel ilkeleri üretmekle kalmayıp, aynı zamanda öğrenci niteliklerinin ve becerilerinin medyanın verimli kullanılmasındaki etkilerini de ortaya koydu.

Kullanım

Tarihsel olarak, kullanım kavramı, alanın birçok meslek adamına medyanın kullanım tarzını ifade eder. Bununla birlikte, bu çalışma alanı, bilginin yayılışı, kullanımı ve de toplum kurallarının kurumsallaşmanın bir mekanizması olmak rolünü de içerisine alarak büyümüştür. Öğretim Teknolojisinin dışında, kullanım üzerine yapılan çalışmalar genellikle bilgi kullanımını ifade eder, ve tarih, felsefe, sosyoloji bilimleri ile ilgili teori ve araştırmalar tarafından etkilenir (Dunn, Holzner, ve Zaltman, 1989). Aynı teori ve araştırmalar öğretim uzmanları tarafından önemli varsayımların da yapılmasına sebep olmuştur.
Aşağıda sayılan etkenlerin, kullanımı kısıtladığı varsayılır:

  • Referansın bireysel çerçeveleri;
  • Sosyal durumlar;
  • Alıcı sisteminin problemleri;
  • İletişim halindeki birimlerin hareketleri (Dunn, Holzner, ve Zaltman, 1989)

Öğretim süreçlerini ve materyallerinin kullanımını etkileyen etkenlerin örnekleri; öğrencilerin teknolojiye karşı olan tutumlarını, öğrencinin bağımsızlık seviyesini, ve medya & materyal kullanımını kolaylaştırmayı engelleyici diğer etkenleri içerir. Öğretim Teknolojisi içerisinde yapılan kullanıma yönelik araştırmalarda medya kullanımı için tercih edilen ortam, öğrenmenin ekonomik elemanları üzerine medyanın etkisi, ve medyanın öğrenim süresine etkisi gibi konular olmuştur (Thompson, Simonson, ve Hargrave, 1992). Bundan başka, kullanım hakkında daha geniş kapsamlı konular üzerinde Öğretim Teknolojisi alanı içerisinde tartışılmış ve çalışmalar yapılmıştır. Alanın özel ilgi konusu ise okul ortamında öğretim sistemleri tasarım ilkelerinin ve tekniklerinin geniş ölçüde kullanılabilirliğinin araştırılmasıdır (Martin ve Clemente, 1990).
Kullanım, yeniliğin yayılış sürecine bağlıdır. Bu açıdan Roger'ın çalışması (1962, 1983) yeniliğin yaygınlaşması konusunun anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Onun bu çalışması geniş ölçüde araştırmaya dayanan bir model ortaya koymuştur. Bu araştırma, yeni fikirlerin kabul görmesini etkileyen değişkenleri tanımlamış ve bir yeniliğin kabul görme sürecini tarif etmiştir. Roger'ın modeli şu varsayım üzerine kurulmuştur: Yayılma süreci içerisinde çalışan dört ana eleman vardır. Bunlar yeniliğin nitelikleri, iletişim kanalları, zaman ve sosyal sistemdir.
Buna ilaveten, Havelock'un (1971) gelişim ve yayılış üzerine araştırması ve onun sosyal etkileşim modeli, kullanıcıları yeni bilgi kaynaklarına bağlamak için gösterilen çalışmaları vurgulamıştır. Fikir liderleri (opinion leaders) kavramı ve onların iletişim sürecindeki önemi, Lazarfield ve meslektaşları tarafından önerilmiştir. Onun araştırmasına göre bilgi ilk olarak fikir liderlerine ulaşır, daha sonra liderlerden taraftarlarına ulaştırılır (Lazarfield, 1944).
1957'de Westley ve MacLean bir iletişim modeli yayımladılar. Bu model, ikili iletişim, kitle iletişimi, ve dönütün iletişim süreci içerisinde nasıl bir rol oynadığını açıklar (Westley ve MacLean, 1957; Burgoon ve Ruffner, 1978). O zamandan beri fikir liderinin rolü, genel iletişim sürecinde ve özellikle yeniliğin yaygınlaşması amaçlı iletişimlerde, giderek artan bir önemle tanımlandı. Havelock (1971) ve Rogers (1983), her ikisi de fikir liderinin önemini vurguladılar.
Fikir liderlerinin önemine ek olarak, öğretim teknolojisinin birkaç başarılı uygulaması, kullanıldığı kurum ve kuruluşlarda bir değişikliğe yol açmayacak şekilde kullanıldı (Vanderschmidt ve Segall, 1985). Geniş ölçekli teknolojik yeniliklerin geçmiş başarısızlığı, planlamanın kurumsal, idari, ve bireysel değişim için önemini gün ışığına çıkardı (Cuban, 1986). Daha yeni uygulama durumlarının çoğunda bu yaklaşım , kurumsal gelişim süreci olarak tanıtılır. 1994 yılında yapılan tanımlamanın çalışma alanlarında, uygulama ve kurumsallaştırma olarak anılır.
Bilginin devamlı büyüyen sınırları; kuruluşların, modern toplumun ihtiyaçlarına, yeni piyasaların teleplerine, teknolojiye, ve büyüyen değişim ihtiyacına daha iyi adapte olabilmeleri için izlemeleri gereken yolları da kapsamaktadır (Margulies ve Raia, 1972). Gelişen kavramlar ve teknikler, genel olarak, bireysel ve kurumsal değişimi gerçekleştirmek amacıyla davranış bilimi araştırma uygulamalarının kullanılması sonucu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, bir yeniliğin başarıyla uygulanabilmesinin garantisi öğretimle doğrudan çağrışım yapmayabilecek konulara gösterilecek önem ile ilgilidir. Bu durum, başarım teknolojisi yaklaşımının doğuşuna sebep olmuştur.
Yaygınlaşma, değişik süreçlerin ve işlemlerin bir ürünü olabilir. Örneğin; yaygınlaşma, ikna edici araştırma sonuçlarının veya bir problem çözme sürecinin sonucu olabilir. Öte yandan, bilginin yaygınlaşmasına olan politik yaklaşım, politikaların ve düzenlemelerin oluşumuyla zirveye ulaşır (Weiss, 1989). Bu çeşit yaygınlaşma, meslek adamları için büyük ölçüde önemli olmaktadır. Teori ve araştırmalarda, Öğretim Teknolojisi için kritik olan pek çok düzenlemelerin şekillendirilmesi ve kabul görmesinde yardımcı olmaktadır. Örneğin; televizyonlarda şiddet gösteriminin ve çocukların televizyonu ençok izledikleri saatlerde yayınlanan reklamların içerik ve zamanının düzenlenmesi yönünde çok önemli çalışmalar vardır.
Molenda (1993), süreç içerisinde en az üç safha olduğunu öne süren kullanım teorisi ve bileşenlerini özetledi. Bu üç safha arasındaki ilişki (kullanım, yerleştirme, kurumsallaştırma) alttaki şekilde gösterilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 


En temel anlamıyla kullanım, bir öğretim materyali ya da tekniğin basit, planlı-plansız, bir anlık kullanımını ifade eder. Öte yandan kurulum, materyal ya da tekniğin daha geniş bir paket veya öğretim sistemi içerisine konulması sırasında, veyahut materyal yada tekniğin bir kuruluşun müfredatı içerisinde devamlı uygulanması için düşünüldüğü esnada meydana gelir. Sürecin üçüncü safhası ise kurumsallaşmadır. Burada öğretim amaçlı yeniliği (materyal, teknik yada sistem) bir kuruluşun kültür ve yapısına monte etmek için bilinçli bir gayret vardır. Molenda'nın kullanımın safhalarını kavramsallaştırması, bu çalışma alanının sınıfsal yapısını güçlendirdi, çünkü onun sıralaması büyük ölçüde kullanım çalışma alanı içerisindeki altsınıfların sırasını yansıtır.
Kullanım çalışma alanının zihinsel çerçevesine ek sentezler sağlamak amacıyla sarfedilen gayretler çerçevesinde, Molenda (1993) şu konuya dikkati çekti: Kullanım çalışma alanının literatürü ya yeniliği kullanmaya diğerlerini ikna etmeye çalışan kişinin bakış açısını ya da kullanıcının bakış açısını yansıtır. Yeniliği tanıtan kişinin bakış açısından bakıldığında iş, potansiyel kullanıcıların etkin kullanıcı olmaları için gerekli yolları ve araçları bulmaktır. Değişim ajanı literatüre veya piyasadan, yeniliğin yaygınlaştırılmasından veyahut örgütsel gelişmeden -ki amacın basit kullanım, kurulum ve kurumsallaşmak olup olmadığına bağlıdır- elde edilen deneyime danışır. Kullanıcının bakış açısından bakıldığında iş, en iyi mevcut materyalleri ya da teknikleri seçmek ve onları mümkün olduğunca avantajlı bir şekilde kullanılmasını sağlayacak yolları ve araçları bulmaktır. Kullanıcı; pedagoji, materyal seçim teknikleri yada öğrenci niteliklerinin etkileri ile ilgili konuları işaret eden literatüre danışmaktadır. Burada tartışılan araştırma ve teori büyük ölçüde yeniliği tanıtan veya yeniliği kullanmaları için diğerlerini ikna etmeye çalışan kişilere göre düzenlenmiştir.

Yönetim

Öğretim Teknolojisi alanında yönetim; davranış kuramının ve sistematik düşünce sisteminin etkilerini; iletişim, motivasyon ve verimlilik teorilerinin daha insancıl bakış açılarını yansıtır. Yönetim usulleri ve teori, proje - kaynak yönetim ve koordinasyonunun farklı alanlarına uygulanır.
Öğretim Teknolojisi alanı yönetim ilkelerinin büyük çoğunluğunu iş idaresinden almıştır. Konu ile ilgili olarak öğretim uzmanları tarafından yapılmış çok az araştırma ve teori oluşumu vardır. Yönetim çalışma alanına en önemli katkı teorisyenlerden değil alanın meslek adamları tarafından yapılmıştır (Greer, 1992). Kütüphane ve medya kaynak yönetim uygulaması, proje yönetim uygulaması, yönetim uygulamasını kolaylaştırır. Bu alanların herbirinde yıllardır yapılan etkinlikler şimdiki tekniklerin temelini oluştururlar.
Proje yönetimi, verilen işin idari ve teknik taleplerini karşılayabilecek bilgi ve deneyim sahibi bir grup insanı bir araya getirmenin faydalı ve etkili bir yoludur (Rothwell ve Kazanas, 1992). Proje yönetimi, geleneksel yönetim işlerinden büyük ölçüde farklıdır, çünkü otorite personel organizasyonundan değil bilgiden ve uzmanlıktan gelir. Sonuç olarak, etkileme ve katılım teknikleri, zamanı ve kaynakları kontrol etme gibi tipik uygulamalara ek olarak, proje yönetimine önemli roller yükler.
Kaynak yönetimi, tarihsel olarak okul kütüphane medya uzmanları ve sınıf öğretmenlerinin anahtar bir görevi olmuştur. Kaynak kavramı, şimdilerde, öğrenim için görsel-işitsel malzemenin ötesinde bir anlam içermektedir. Öyle ki, kaynak kavramının, basılı materyaller, çevresel materyaller, ve insan kaynaklarını da içerisine aldığı varsayılmaktadır. (Eraut, 1989).
Bugün, öğrenim ortamları içerisinde maliyetlerin düşürülmesi konusunda, kaynak yönetimi ile ilgili önemli ölçülerde çaba harcanmaktadır. Birkez daha öğretim uzmanları farklı disiplinlerin teorik çerçevelerini kullanmaktadırlar (aynen Henderson ve Quant'sın (1980) kaynak kullanımının ekonomik teorisinde olduğu gibi). Becker ve Davis (1983), Henderson ve Quandt'ın modelini, kendilerinin endüstri eğitimi ekonomik modeli için temel olarak kullandılar.
Öğretim teknolojisi teori ve uygulamanın sürekli etkileşimi sonucunda ortaya çıkmıştır. Bazen teori uygulamaya yön verirken, bazen de uygulama teorilerin oluşmasına neden olmuştur. Bu aslında uygulamayla bağıntısı olan her alanda böyledir.
Öğretim teknolojisi daha başka birçok teori ve modellere de dayandığı için benzersiz olduğu söylenebilir. Doğası gereği yordamsal olan modeller bu bölümde en çok kullanılanlardandır ve pek çoğu tasarım aşamasında bir rehber olarak kullanılır. Yine bu modeller çeşitli teorilere dayanırken başarılı bir uygulamanın nasıl olacağını veya bir iş alanının bir özelliğinin nasıl olması gerektiğini açıklarlar.
Öğretim teknolojisi uygulama alanı, büyük ölçüde değerlendirme alanını etkilemiştir ve bu yüzden alanın tanımlanmasında büyük bir rolü vardır. Dahası öğretim teknolojisini dışardan inceleyenler için uygulama teoriden daha çok etkilidir.

ÖĞRETİM TEKNOLOJİSİ UYGULAMASINI ŞEKİLLENDİREN ETMENLER

Uygulamaların genelde modellere ve oluşum teorisine göre şekillenmesi gibi, öğretim teknolojisinin uygulamaları da bu modellerin kullanılmasını kolaylaştıran elemanlardan ve çalışma alanında geçerli olan teorilerden etkilenmiştir.Bu elemanlar şunlardır:

  • Öğretilecek konunun türü
  • Öğrencinin doğası
  • Öğretimin içinde gerçekleştiği kurum
  • Eldeki araçların yetenekleri
  • Uygulayıcıların uzmanlığı

Öğretim teknolojisinde kullanılan modeller, özellikle de öğretimsel tasarımda kullanılan modeller, öğretilecek konuya ve öğrencinin altyapısına göre çeşitlilikler gösterir. Fakat her uygulamalı alanda olduğu gibi organizasyonun öncelikli gördüğü değerler ve sahip olduğu kaynaklar çoğu zaman en az teoriler ve öğrencilerin ihtiyaçları kadar önemlidir.
Öğretim teknolojisinin boyutları eldeki teknolojilerin gelişmesiyle birlikte büyümektedir. Bilgisayarın eğitime ve yetiştirme alanlarına girmesiyle buralardaki uygulama anlayışı büyük oranda değişmiştir. Bilgisayarların daha kolay elde edilebilir olması ve güçlerinin artması öğretim teknolojisinin olanaklarını da büyük ölçüde arttırmıştır.
Her alanda olduğu gibi, uygulamanın kalitesi uygulayıcının yeteneklerine ve uzmanlığına bağlıdır. Bu uzmanlık yılların sonucunda alandaki teorik ve pratik değişimlerin etkisiyle gelişmiştir. Ayrıca uygulayıcıların alanlarındaki konumları da uzmanlıklarını etkiler. Pek çok organizasyon tarafından öğretim teknolojisinin değeri açıkça anlaşıldıkça bu konuda çalışanlar daha farklı konumlarda çalışabilmektedir.
Bu anlatılan konuda uygulamanın değerlendirmedeki etkisi işlenecektir. İş grubunu, mesleğin kendisini, ve uygulamanın değerlendirmesini yapan uzmanların tecrübeleri burada ele alınacaktır. Öğretim teknolojisinin etik yapısının uygulamadaki etkisi, uygulayıcının etkinlikleri ve alanın tanımlanması arasındaki ilişki de bu bölümde özetlenecektir.

ÖĞRETİM TEKNOLOJİSİ UYGULAMASININ GENEL DURUMU

Pek çok uygulayıcı grubu, alanlarındaki inançların gelişimini, değerlerini, öncelikli görülenlerini etkiler. İnançlar ve değerlerdeki değişimler hem iş alanının hedefleri hem de kaynakları tarafından hızlandırılır. Son çeyrek yüzyıldaki, öğretim teknologlarının çalıştıkları ortamlardaki değişikliklere bakarak, bu inanç ve değer değişiminin öğretim teknolojisinde de çok belirgin olduğunu görebiliriz.

ÖĞRETİM TEKNOLOJİSİ UYGULAMASININ ÇALIŞMA ALANLARI

Öğretim teknolojisi programı mezunları genellikle pek çok iş alanında çalışabilmektedir. Bunlar şekilde görülebilir.

image var!!!
Öğretim teknologlarının çalıştığı alanların hızla yayılması öğretim teknolojisinde etkileyici değişikliklere sebep olmuştur. Bu yayılmanın en önemli olanı, özel sektörün kendi içindeki yetiştirme ortamına girilmesidir. Bugün pek çok farklı coğrafik bölgede özel şirketler deneyimli öğretim teknologları aramaktadır. Ely (1992)'ye göre öğretimsel gelişim, okullardan çok özel sektörde oluşur. Bu süreç yaklaşık on yıl önce başlamış ve sürmekterdir. Fakat ne olursa olsun okullardaki medya uzmanları hala standardı etkiler ve müfredatın tasarımını etkilerler.
Alandaki en kayda değer değişim öğretim teknolojisinin hizmet içi eğitime kaymasından çok, dünya üzerindeki hızlı yayılmasıdır. Çoğu zaman uluslararası arena, Amerikanın bir yansımasıdır. Fakat öğretim teknolojisi alanında pekçok farklı ülkenin kuruluş ve eğitim bakanlıklarının yüksek düzeyde çalışmaları destekleme çabaları vardır. Gelişmekte olan ülkeler bu alandan eğitimsel yönlendirmeler almaktadır. Kanada ve Hollanda gibi ülkelerin, üniversite ve kolejlerinde güçlü öğretim teknolojisi programları vardır. Bunların yanısıra uluslararası literatür ve araştırmalar günden güne büyümektedir.
Öğretim teknolojisinin bu hızlı değişimi alanda küçük bir etki yaratmıştır. Beş genel alt grup da çalışma konuları olarak birbiriyle ilgili olmaya devam etmektedir. Mesleklerin etkileri de kendilerini, kullanılan kaynaklar, ulaşılmak istenen hedef ve uygulamanın gerçekleşeceği zamanlar olarak karşımıza çıkarır. Yani bu çeşitlilik, rolü, işlevi ve ürünü etkiler.
Bu alandaki diğer bir gelişme de pek çok grubun teknolojiyi işlerinde kullanmalarıdır. Sonuç olarak teknolojiler, hatta öğretim teknolojileri bile sadece öğretim teknolojisi alanının konusu değildir. Sistem mühendisleri bilgisayar programcıları öğretmenler ve akedemisyenler pek çok yerde teknolojiye ilgi duyar ve teknoloji kullanırlar.

İş alanlarındaki uygulama çeşitlilikleri

Bazı konularda endüstri ve iş dünyasının kendi hizmet içi eğitimlerinde üstün olmaları, şu başlıklarda yeni yaklaşımları doğurmuştur:

  • Yetenek merkezli eğitim ve eğitimin sonraya transferi
  • Öğrenci merkezli yerine konu merkezli eğitim
  • Baştan sona analizler ve öğretimsel tasarım
  • Uzaktan öğretim teknolojileri
  • Yetişkin öğrencinin doğası
  • Başarım teknolojisi

Hizmet içi eğitim ortamları genelde günümüzün yüksek seviyeli teknolojilerinin geliştiği yerdir. Bunun sebebi özel kuruluşların teknolojiye okullardan daha fazla pay ayırmasından kaynaklanır. Fakat büyük şirketler teknoloji harcamalarını çok sayıda öğrenciye birden ayırdığı için öğrenci başına düşen harcama miktarı fazla olmaz.
Yetiştirme ortamları üretkenliğin ve tasarım süresinin azaltılmasının üzerinde önemle dururlar. Bunun yarattığı baskılar elektronik başarım destekleyicilerinin geliştirilmesini ve daha başarılı tekniklerin geliştirilmesi ve tasarımında yeni yaklaşımlar sağlar. Ama, değerlendirme gibi bazı kritik aşamalarda para ve zaman kazanmak için bu teknolojik geliştirme çalışmalarının yeteri kadar üzerinde durulmayabilir.
Okulların, öğretim teknolojisinin uygulanmasını etkileyecek başka ihtiyaçları da vardır; bunlar:

  • Esnek öğretmen kontrollü öğretim
  • Öğrencilerin ayrıntılı ihtiyaçlarının karşılanması
  • Baştan sona tasarıma dayanmayan bir öğretim
  • Değerlendirmeler

Okullardaki öğretmenlerin yetiştirme ortamlarınkinden daha fazla özerkliği olduğu için okullarda her şeyiyle yapılandırılmış bir öğretimsel sistemin uygulanmasında zorluklarla karşılaşılır. Buna ek olarak bazı öğretmenlerin sistematik yordamların ve teknoloji tabanlı eğitimin insanlık dışı olduğunu düşünmelerine de rastlanır. Sonuç olarak öğretim teknolojisi, okullardaki öğretmenlerin, öğrencilerin özel ihtiyaçları ve bazı özel durumlar için anında değişiklikler yapmalarına daha fazla izin verir. Bu yüzden kısa süreli personel yetiştirme kursları daha fazla para harcanmasına rağmen, okullarda daha çeşitli öğretimsel stratejiler uygulanır. Son olarak devlet eğitiminde değerlendirmeye verilen önem, daha fazla para ve zaman sıkıntısı yaratmasına rağmen, özel sektörün değerlendirmeye verdiğinden daha fazladır.
Öğretim teknolojisinin hem okullarda hem de şirketlerin kendi içlerindeki eğitimlerinde hiçbir ayarlama yapmadan, tamamen aynı yordamları kullanırken zorlanması hiç şaşırtıcı değildir. Fakat hala genel yordamların, uygulandığı alandan bağımsız olarak geçerli olduğu görüşü vardır. Ne olursa olsun öğretim teknolojisi ilkeleri pekçok öğretim ortamında uygulanmakta ve yanı sıra (bazı engeller olmasına rağmen) zengin bir uygulama alanı açmaktadır.

Öğretim teknologlarının meslekleri

Öğretim teknologlarının meslekleri genellikle çalıştıkları yerin yapısı ve amaçlarına göre zaman içerisinde değişir. Seels ve Glassow mesleği araştırmacılar ve uygulayıcılar olarak ikiye bölmüştür. Akademik ortamlardaki araştırmacılar alanın herhangi bir dalında çalışabilme imkanları varken genellikle bir veya iki konu üzerinde uzmanlaşırlar. Okullarda veya organizasyonlardaki araştırmacıların çoğu değerlendirme araştırmalarında rol alırlar.
Daha dar bir çerçeve içerisinde, uygulayıcılar da alanın her dalında görev alabilirler. Öğretim teknolojisi bir kişinin her dalda uzmanlaşmasına izin vermez. Bu hem teorisyenler hem de uygulayıcılar açısından geçerlidir. Pek çok öğretim teknoloğu, tasarım, belli teknolojilerin geliştirilmesi, medya kullanımı gibi bir veya iki konu üzerinde çalışırlar.
Şekilde, Seel ve Glassow'un belirlediği daha kavramsal öğretim tasarım rollerini belirtmektedir. Buradaki roller ana meslek kategorilerine, çalışma alanlarına ve üretilen ürünün türüne göre ayrılmıştır. Mesela bir kişi, belirli bilgisayar tabanlı öğretim modülleri konusunda devlette, öğretiml tasarımcı olarak çalışabilir. Buna ek olarak bazı meslekler belirli bir seviye gerektirir; (I) temel, (II) orta, (III) gelişmiş olmak üzere. Bu yapıyı bazı küçük değişiklikler ile tüm alana yayabiliriz. Mesela uygulayıcılar yönetici olduklarında temel seviyeye kadar her konuda bilgi sahibidirler ama özellikle kullanma ve yönetme konularında gelişmiş bilgiye sahip olmalıdırlar.

image var!!!
Aynı çalışma alanında da olsa, aynı mesleğin etiketi organizasyondan organizasyona değişir. Mesela yetiştirme ortamlarında öğretimsel tasarım uzmanlarına tasarımcı veya daha birçok farklı isim verilirken, okullarda bu işi yapan insanlar öğretmen, müfredat uzmanları, idareciler olabilir. Rothwell ve Kazanas (1992) alternatif meslek isimlerini başarım teknologları, öğretim geliştirici, proje denetçisi, eğitim uzmanı, hizmet içi eğitim görevlisi, yetiştirici, öğretim teknoloğu veya öğretimsel sistem uzmanı olarak belirtmişlerdir.
Okullardaki en kalıcı meslek isimleri en eski görevleri üstlenmiş kişilerindir. Okul kütüphanecisi, ve yeni olarak bilgisayar koordinatörü en anlaşılır pozisyonlardır. Diğer durumlarda birinin gerçekten öğretim teknolokluğu yapıp yapmadığını anlamak için, o kişinin görevlerini incelemek gerekir. Etiketi ne olursa olsun yaptığı işlerden en az bir tanesinin alanın konuları arasında olması gerekir. Bu meslek ya öğretimsel ürünlerle ya da öğretimsel süreçle ilgilidir veya her ikisini de kapsayabilir.

Uygulayıcıların Rolü

Örgün eğitim ve eğitimin sürekliliği

Pek çok durumda günümüzün öğretim teknologları geçmiştekilerden daha fazla beceri edinmişlerdir. Daha fazla sayıda uygulayıcı genellikle lisans düzeyinde eğitim almıştır. Öğretim teknolojisi alanında 1991'de tek başına Amerika'da 195 master ve 63 doktora programı vardı. Fakat büyük bir artıştan sonra bu miktar sabitlendi. Programlar yeni teknolojiler ve iş alanlarının ihtiyacı olan elemanlar kadar öğrenci yetiştirmeye başladı. Seels bu akademik programların öğretimsel stratejiler, proje yönetimi, öğrenci karakteristikleri gibi yeni başlıklar ekleyerek kendisini entegre medya, iletişim ve uzaktan eğitim ortamlarına genişletmeye çalıştığını söylemiştir. Bu akademik programlar ne kadar hızlı bir şekilde yeni teorilere, yeni teknolojilere, ve uygulayıcıların isteklerine cevap verirse, yeni yetişen öğretim teknologlarının iş dünyasına sağlayacağı fayda da o kadar büyük olur.
Bunun ötesinde uygulama yapan öğretim teknologları, yeteneklerini okuldan mezun olduktan sonra görev yaptıkları yerlerde de geliştirmeye çalışırlar. Bu öğretim teknolojisi alanının bir özelliğidir; çünkü yeni teknolojilerdeki hızlı gelişim, yapılan seminerler, devam eden eğitim dersleri, atelyeler, yüksek katılımlı yıllık toplantılarla devamlı yakalanmaya çalışılır. Güncel yetenekleri yakalamak, özellikle de resmi bir eğitimle sağlanmış altyapıları olmayan özel sektör çalışanları için bu alanda oldukça zordur. Güncel olmanın bir şartı da yeni teknolojiler için sahip olunması gereken bilgi olduğu için, yeni teorilerin hızla ortaya çıkması da bu bilgilere bağlıdır.

Profosyonel Yeteneğin belgelendirilmesi

Öğretim teknolojisinin hızla yayılmasıyla birlikte, pek çok kuruluş, özellikle hizmet içi eğitim alanında merkezi pozisyonlarda çalışacak uygulayıcılara yol göstermesi amacıyla, yetenek için gerekli gördükleri özellikleri maddeler halinde geliştirip kabul etmektedirler. AECT hem de NSPI bu işe başlamak için adım atmışlar ve sonunda birleşerek 1977'de Joint Certification Task Force (Birleşik Görev Belgelendirilmesi Gücü)'u kurmuşlardır.
Belgelendirme için temeller atmış olmasının yanında, BGBG yeteneğin nerelerde kullanılacağını da belirtmiştir:

  • Özeleştiri ve profosyonel gelişim
  • Ortak terminolojinin kurulması
  • Akademik program geliştirme
  • Nitelikli uygulayıcıların belirlenmesinde çalışanlara yardımcı olunması
  • Alanın tanımlanmasında temel oluşturma

AECT ve NSPI'nin de desteklemesiyle, 1984'te kâr amacı gütmeden kurulan IBSTPI (Uluslararası Yetiştirme, Başarım ve Öğretim Standartları Kurulu) bu işi devralmıştır. Fakat burada bazı karmaşık durumlarla karşılaşılmıştır. Bir kısım bu kuruluşu desteklerken bir kısım da getireceği sınırlamalarla kolejlerdeki ve üniversitelerdeki yeni fikir ve teknoloji yaratıcılığına zarar vereceğini düşünmektedir. Diğerleri belgelendirmeyi alandaki kaliteyi güven altına alan bir araç olarak görürler.
Bugün belgelendirme uygulamasının, genellikle Amerikan endüstrisine olan kalite kaymasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Belgelendirme değişkenliği sınırlayan, bir şekilde başarım kalitesini ve kaliteli öğretimsel ürünleri garantileyen bir yol olarak görülür. Fakat hala bu belge konusunda zıt fikirleri olan çoktur.
Bazıları öğretimsel tasarımcıların ve yetiştiricilerin sertifikalarını devletin öğretmenlere verdiği geleneksel sertifikalarla kıyaslanabilir bulur veya bu sertifikaların, öğretim teknologları, bilgisayar kordinatörleri gibi eğitimdeki bazı özel alanları onaylamak için verildiğini düşünür. Bu düşüncelerin pozitif ve negatif anlamları vardır. Pozitif tarafta, öğretmen sertifakası temel seviyede resmi hazırlığı garanti altına alır, ve yetiştirmede minimum gereklilikleri sağlar. En basitinden, bir öğretmenin tam sorumluluk almadan önce bir sınıfta bir süre staj yapması gerekir. Negatif tarafta da bu sertifikaların standartlarının temel ihtiyaçlardan çok iktidarda olan partinin ilgi alanına göre yaptığı baskılardan oluşan gereksiz bir bürokrasi olarak görülmesi vardır.
Öğretmenler için belgelendirme kesinlikle zorunlu olmasına rağmen yetiştirme alanlarında çok az kuruluş öğretim teknolojisi uzmanlarından belge istemektedir. Okullarda öğretim teknolojisi uzmanlarında sertifika gerekliliği olmasına rağmen sadece okul kütüphanesi medya uzmanı için bu zorunluluk getirilmiştir.
Alandaki akademik programların belgelendirilmesi NCATE'nin sorumluluğundadır. NCATE öğretim teknolojisini hem öğretmen yetiştirme programları hem de eğitimde üst seviyede çalışmalar için bilgi tabanı olarak görür. Öğretim teknolojisi programları, standartları geliştiren, değişiklik yapacakları yetiştiren ve son kararları vererek yardım eden AECT tarafından tekrar gözden geçirilir. Onaylanmış öğretim teknolojisi programları kolejlere katkıda bulunur. Alanın tanımıyla NCATE'in standartları arasında her zaman bir yakınlık olmuştur.1994 tanımı, NCATE'in öğretim teknolojisine verdiği en son şekli temel almıştır.

Öğretim teknolojisi Uygulamalarının Etiği

 

Etik standtartlarının düzenlenmesi

Bir mesleği bütün yönleriyle görebilmek için onun etik kurallarından oluşan standartlar kümesini kabul etmek ve uygulamak gerekir. Bu standartlar daha sonradan günlük uygulamaları şekillendiren etkenlere dönüşür. AECT kurulduğu günden bu yana ahlaki konular için profosyonel etik ve ve yordamlara sahiptir. AECT etik düzenlemelerinde ilk adımı James Finn, bir mesleğin sahip olması gereken 6 kriterden biri olan etik kurallara olan ihtiyacı farkettikten sonra atmıştır. Daha sonra etik kurallar AECT tarafından düzenlenmiş ve kabul edilmiştir, yıllardır çeşitli küçük değişikliklerle kullanılmaktadır.
Bu durum tamamen rastlantısal etkinliklerden oluşmasına rağmen toplumun dikkatini birçok farklı etkinliğin etik durumlarına çekmiştir. Etik kurallar politika, spor, finans, akademik araştırmalar ve üretim gibi pekçok farklı alanı etkilemiştir. Bu etik standartlar günlük hayatta soyut yol göstericiler olarak kesinlikle profosyonel davranışın normunu belirler.

Mesleğin etik meseleleri

Hızlı teknolojik değişimlerle birlikte etik değerler de hızla değişmektedir, ve yeni değerler kurulmaktadır. Ele alınan konular uzun sürelidir. Bazıları, mesela kopyalama teknolojileri, yazı dışında video ve bilgisayar tabanlı kopyalamaya oldukça açıktır. Bu standartlar yeni tescil kuralları ve uygun kullanım yordamlarını içerir. Bunun yanısıra yasadışı yollardan veritabanlarına giren ve virüsler üreten bazı programcılar yeni problemlere yol açmaktadırlar. Bu durumlar etik kuralların yanısıra mahkemelerin de konusudur.
Yeni teknolojiler etkisi az hissedilen ve daha az farkedilebilir bazı yeni durumlara yol açar. Mesela teknoloji eğitimde fırsat eşitliğini etkiler. Teknolojinin eğitimde verimli bir şekilde kullanılabilmesi için, yeni donanım ve yazılıma ulaşmaya; yani sürekli sistematik bir değişikliğe ihtiyaç vardır. Bunun yol açtığı ekonomik baskı, toplumu, varlıklı olanlar ve olmayanlar olarak iki ayrı kutuba böler. Bu hem uygulamada hem de etik olarak bir ikilem yaratır. Bunun yanısıra otomasyon, robotlar ve yapay zeka, eğitim sistemine yararlarının yanısıra birtakım etik sorunlara da yol açmaktadırlar.
Şimdikiler ve daha sonra çıkacak olan etik konular diğer teknolojik değişiklikler günyüzüne çıktıkca daha da karmaşık bir hal alacaktır. Mesela medikal teknolojiler hafızayı geliştiren metodlar bulabilir ve insanın öğrenmesini hızlandırıp daha kolay anlamasını sağlayabilir. Böyle bir durumda neyin doğru davranış olduğunu veya neyin uzun vadede negatif etkilerinin olabileceğini tahmin edemeyiz. Etik tanımlamalar günlük uygulamalara yol gösterir ve günümüz uygulayıcılarının pekçok durumdaki doğru davranışlarına yön verir.

Uygulamanın Öğretim Teknolojisinin Değerlendirmesindeki Rolü

Öğretim teknolojisi bir mesleğin yanındaki teknik bölüm olarak görülmekten çıkıp başlı başına bir çalışma alanı haline gelmiştir. Bu değerlendirme zamanla iş yerindeki bir teknisyenin seviyesinden, yüksek düzeyde bilgi ve hazırlık isteyen bir profosyonelin seviyesine ve kendi benzersiz araştırmaları ve uzman uygulayıcıları olan bir alana dönüşmüştür. Bu değerlendirme, alanın bir takım kendi çalışmalarını ve işlevlerini tanımlamasıyla anlatılabilir.

1970'teki Öğretimsel Medya Çalışmasındaki İşler

1960'ların sonlarına doğru AECT'nin başlangıçtaki hali olan bir kurum, öğretim teknolojileri uygulamalarını araştırdı. Bu proje alanı analiz etme ve bunun etkisiyle o zamana kadar olan uygulamaların tarihini ortaya koydu. Bu projenin raporu "öğretimsel medyadaki çalışmalar" başlığıyla 1970'te yayınlandı ve JIMS raporu olarak bilinir.

Çalışmanın temelleri

JIMS çalışması iki farklı yönlendirmeye dayanır. Birincisi işlevsel meslek analizi görüşüdür. Sidney A. tarafından geliştirilen bu teknik, bir mesleği yapılan bütün işleri tek tek inceleyerek ele alır. Daha sonra bu işler insanlar, veriler veya eşyalarla olan ilgilerine göre gruplara ayrılır. Her katagori daha sonra zorluk derecesine ve kullanılması gereken bilgi kadar alt gruplara ayrılır.
Bu mesleki analiz tekniklerine ek olarak, JIMS çalışması öğretim teknolojisini alt alanlara ayıran bir modelden de etkilenmiştir. Şekilde JIMS raporunda belirtildiği gibi bu alanları göstermiştir. Bu şekilde uygulayıcıların işlevlerine göre ayrılmış alanlar görülmektedir. Bu alanlara ayırma fikri alanın pek çok tanımının içerisinde yer alır. 1994 tanımlamasında alanlar bilgi tabanına ve uygulayıcıların yaptıkları işlere göre düzenlenmiştir.

JIMS raporunun etkileri ve ilaveleri,
JIMS raporundan, alandaki çok miktardaki işin profosyonel bir başarım beklediği sonucunu da çıkarmak mümkündür. Sonuç olarak proje kariyer için bir temel oluşturmuştur. Böylece JIMS raporu alanının bir profosyonelliğe geçmesine yardımcı olmuştur.
Bunun yanısıra rapor alanın açığa çıkmasında da faydalı olmuştur. Bu sayede öğretim teknolojisi için bir terminoloji derlenebilmiştir. Ortaya çıkan terminoloji kitapçığı genel kavramlardaki değişimleri, süreçleri, teknikleri, gerekli madde ve materyalleri içermektedir. Bu dökuman JIMS raporunda anlatılan öğretim teknoljisine dayanıyordu.
JIMS raporunun diğer bir uzantısı da Chisholm ve Ely'nin medya personelinin işlevlerini konu alan incelemeleridir. Kitaptaki ana tez şekilde özetlenmiştir. Bu şekilde medya personelinin kullanıcı ihtiyaçları ile olan bağıntısı anlatılmaktadır. Ayrıca kitapta JIMS raporundaki kariyer yükselme basamakları daha da geliştirilmiştir.

image var!!!
Her nekadar 1977'deki AECT raporu JIMS raporundaki alan modellerini değiştirdiyse de, işlevlerin sınıflandırılması aynen korunmuştur. 1977 tanımlaması bir alanı tanımlamaktaki işlevsel meslek analizinin bir uzantısıdır.

1994 Tanımlaması Ve Uygulama Arasındaki İlişki

Öğretim teknolojisinin bugünkü tanımı teori ve pratiğin yansımasıdır. Alt dallar bilgi tabanına göre tanımlanmıştır ve bu bilgi tabanlarının uygulanacakları iş alanlarındaki genel görüşleri de sınıflandırırlar. Her ne kadar bu alt dalların isimleri, yapılan işi biraz açıklasa da, iş alanının gerçek dünyayla ilişkilendirilmesi için etkinlik biçiminde açıklanmalıdır. Mesela tasarım alt dalına ait örnek etkinlikler bir konu analizi yönetimini, veya bir meslek yardımını içerebilir. Buna göre bir alt alandaki her etkinlik hem öğretimsel süreçle hem de öğretimsel kaynaklarla ilgili olabilir. Bu ilişkiler şekilde de görülebilir.
Böylece süreç veya ürünle ilgili etkinlikler belirli bir alt dalın işlevleri haline gelebilirler.
Çalışma sahaları tek bir alt alanla bağıntılı olduğu halde öğretim teknologlarının yaptığı profosyonel yetenek gerektiren pek çok iş vardır. Bunun yanısıra aynı yetenek ve başarım alanına bağlı pekçok meslek bulunmaktadır. Aslında her alanda bir gelişme olduğunda bununla doğru orantılı olarak o alanın mesleklerinde, yetkilerinde, yapılacak işlerinde ve kaynaklarında da bir gelişme gözlenir. Bu gözlemler öğretim teknolojileri için de geçerlidir. Alandaki gelişmeler sebebiyle toplam meslek sayısında olduğu gibi meslek isimlerinde de artış olmuştur. Ortalama uzmanlık ve yetenek boyutları teknolojideki gelişmeleri de içine alacak şekilde büyümüştür.
Bir alandaki büyüme özellikle de çok hızlı büyümeler, o alanın geleneksel sınırlarını zorlar ve bazen de dışına çıkar. Böyle bakıldığında buradaki açıklamaların tümü böyle bir sınırın oluşturulmasına ve test edilmesine yöneliktir. Son çeyrek yüzyıldaki öğretim teknolojisi uygulamalarındaki gelişmeler alanın 1994'teki tanımlamasını ve beş alt gruptan oluşan yapısını sağlamlaştırmaya yönelikmiş gibi görünür. Buradaki amaç gelecekteki öğretim teknolojisinin gelişmesine yardımcı olacak bir altyapı kurmaktır. Bu altyapı yeni meslek etkinliklerine, yeni profosyonel yeteneklere, yeni teknolojilere ve yeni tasarlanacak süreçlere yardımcı olacaktır.


1994 tanımlaması öğretim teknolojisini hem teori hem de uygulama yönleriyle ortaya koymaktadır. Bu bölümde öğretim teknolojileri alanı uygulama yönünden incelenmiştir. Hali hazırda, öğretim teknolojileri uygulamaları, iş alanları temelinde, mevcut olan meslekler ve alanın çeşitli bölümlerinde beklenen uzmanlık seviyelerinden etkilenmiştir. Bunun dışında mesleki uygulamalar, baskın etik standartlar tarafından da şekillenir. Gelecekte, öğretim teknolojisi alanının ve fikirsel altyapısının genişlemesinin, uygulama tarafından şekilleneceği açıkca görülmektedir.

DEĞERLENDİRME

Analiz ve değerlendirme, öğretimsel tasarım sürecinde ve kendi başına Öğretim Teknolojilerinde asıl rolü oynar. Worthen ve Sanders'in ikinci bölümde sunulan temel çalışmalarında, değerlendirme işlevi, araştırma tekniklerinden bir çeşit araştırma gibi görülür ve öğretim teknolojileri uzmanlarına karar vermelerinde gerekli verileri sağlar. Buna göre eğitimsel değerlendirme sistematik, kriter bazlı, genellikle pozitivist ve kuralları olan bir araştırma tipi olarak tarif edilmiştir.
Değerlendirme çoğunlukla davranışsal adaptasyonla öğretimsel tasarım ve Genel Sistem Teorisi tarafından üretilen ilgili durumları ilişkilendirir. Baştan sona tasarım sürecine rehberlik eden Genel Sistem Teorisi, öğretim teknolojisi uzmanlarının uğraştıkları değerlendirme işlerinin çoğu için gerekli olan mantığı sağlar. İhtiyaç analizleri, sürece ve ürüne yönelik değerlendirmeler ve kriter bazlı ölçmelerin hepsi sistem yaklaşımı tarafından teşvik edilir. Bütün bunlar olumlu dönütün rolüne olan inanç ve kendi kendine işleyen bir sistem oluşturmaya olan ihtiyaçtan dolayı teşvik edilmiştir.
Öğretimsel tasarımın davranışsal süreç olarak doğması, davranışsal amaçların düzenli olarak kullanılmasıyla sonuçlandı ve kriter bazlı ölçme, hedef merkezli öğretimin mantıksal uzantısı oldu. Bu arada daha bilişsel yaklaşımları savunanlar arasında bile bu tekniklerin ikisi de çok iyi savunulur oldu. Bununla birlikte hedef amaçlı öğretimin hem avantajları hem de dezavantajları tipik olarak kriter bazlı ölçmenin kullanımını kapsamıştır. Yine de aslında bütün öğretimsel tasarım yöntemleri, öğretimsel durumlar için norm bazlı testler yerine kriter bazlı testler hazırlamayı savunurlar. Bununla birilikte bazı yapısalcılar bu iki geleneksel ölçme tekniğine de karşı çıkarlar ve tamamen farklı bir yaklaşım sunarlar.
Benzer olarak ihtiyaç analizleri ve diğer tiplerdeki ön analizler aslında yönelim olarak davranışsaldırlar. Bu durum içeriğin küçük parçalara bölünmesi ve veri başarımına yapılan vurgudan da açıkça anlaşılır. Öğrenme hiyerarşileri ve görev analizlerinin kullanımı gibi tasarım teknikleri açıkça davranışsaldır. Başarım teknolojisi uzmanları tarafından desteklenen gelişmiş ihtiyaç analizleri de aslında davranışsal açıdan yönetilir.
Bununla birlikte son zamanlarda bilişsel ve zaman zamanda yapısal yönelimleri, öğretim sistemleri tasarımı sürecindeki çeşitli analiz ve değerlendirme işleriyle kesiştirme gibi artan bir eğilim vardır. Örneğin şu aralar bazıları örüntünün öğrenme üzerindeki etkilerini göz önüne alıyorlar. Bu görüşün ihtiyaç analizleri süreci için önemli kapsamları vardır. Bazıları ihtiyaç analizleri evresinin daha geniş olmasını, sadece içeriğe yoğunlaşmanın ötesine geçilmesini ve öğrenci analizleri ve kurumsal ve çevre analizlerine yeni vurgular yapılmasının gerekliliğini savunurlar (Richey, 1992; Tessmer ve Harris, 1992). Aynı zamanda bilişsel yönelimi yansıtan diğerleri, özel davranışsal nesneleri kullanma ve ölçmeye olan bağımlılığı sorgularlar; çünkü bunlar genel anlamda tam ve bireysel bir bilgi topluluğuna ulaştırmazlar (Hannafin, 1992, s.50). Sonuç olarak bu tür bir öğretimin yüzeysel olduğu yönünde kaygılar vardır (Kember ve Murphy, 1990).
Özellikle bilişsel paradigmadaki değerlendirme daha çok teşhis işlevi yüklendikçe, yüksek düzeyli bilişsel hedeflere yapılan vurgu da bu alanı daha çok teşvik edecek, güdüleyecektir. Bilişsel yaklaşım, öğretim sırasındaki öğrenme problemlerini teşhis yollarını ve anlamlı ve karışık durumlardaki başarıyı ölçmeyi etkilemektedir. Sürekli eleştirel analizler ve bu tür yenilikler bu alanda geleneksel olarak takip edilen değerlendirme süreçleri için önemli etkilere sahip olabilirler.

ALANA AİT DEĞERLER VE ALTERNATİF BAKIŞ AÇILARI

Alanın Ortak Değerleri

Çoğu alanda teori ve pratiğe temel olan ortak değerler vardır. Bu değerler şunların sonucu olarak ortaya çıkmıştır: benzer eğitim ve çalışma deneyimleri, veya insanların ilgili disipline yatkın kişisel özellikleri.
Öğretim teknolojileri uzmanları, bir profesyoneller topluluğu olarak, aşağıdaki gibi kavramlara değer verme eğilimindedirler:

  • öğretimin tekrarlanabilirliği, benzerinin yapılabilirliği
  • bireyselleştirilebilme
  • verimlilik
  • farklı içerik alanları boyunca sürecin genelleştirilebilirliği
  • detaylı planlama
  • analiz ve ayrıntılar
  • görselliğin gücü

Bu yazılı olmayan üstünlükler (öncelikler) alanın büyümesiyle geliştirilmiştir. Bütün bunlar alanın insanlarını birbirine bağlayan bir bağ oluşturur. Birçoğu öğretimle, öğrenmeyle, teknolojiyle, iletişim araçlarıyla ve öğretim tasarımıyla ilgilidir. Bununla birlikte Öğretim Teknolojileri topluluğu bu ilgi alanlarının bir araya gelmesiyle bir bütün oluşturmakta, aynı zamanda bu ortak değer ve öncelikleri somutlaştırma eğiliminde olan gelenek ve kültürle de bütünlük göstermektedir.
Disiplinle ilgili değerler kültürün diğer yönlerince şekillendirilmiştir -araştırma ve teori, baskın felsefi görüşler, uygulamaların yapıldığı ortamın doğası ve özellikle bu alan için kullanılabilir kaynaklar gibi. Bununla birlikte alanın ortak özellikleri olmasına rağmen öğretim teknolojileri uzmanlarının işlerini şekillendiren belli sayıda önemli alternatif görüşler vardır.

Alternatif Bakış Açıları

ÖT gelişen bir alandır. Teknoloji bu alanın tek dayanağı olmadığı için, ÖT diğer birçok alandan teorisyen ve pratisyeni çeker. Ek olarak bu alan belli bir noktaya kadar her biri ayrı bir bilginler ve pratisyenler (uygulayıcılar) topluluğu gibi hareket eden alt ihtisas gruplarına sahiptir. Sonuç olarak ÖT birçok ortak değeri olmasına rağmen birçok karmaşayı da bünyesinde taşıyan bir alandır.
Bilginin keşfi ve doğrulanması için alternatif paradigmalar kavramı birçok farklı disiplinde odak merkezi oldu. Bilimsel görüşten bu alternatif paradigmalar niteliksel araştırma metodolojilerinin kabulüne hareketi, olgusal araştırmaların başlangıcını ve yapısal psikolojiye yönelimi içerirler. ÖT de bu benzer etkileri hissetmiştir. ÖT kendini bir bilim dalı gibi konumlandırma eğilimindedir. Bu yüzden bir çok teknoloji uzmanı pozitivizme yönelmiştir. Bu bilgiyi tutan pozitivist bakış açısı doğal olarak bilimseldir. Objektif gözleme değer verilmiş ve çevrenin safhaları arasındaki anlam-sonuç veya sebep sonuç ilişkileri izlenmiştir. Pozitivistler sonuçları tahmin ve kontrol etme yeteneği için çalışırlar. Deneysel ve niteliksel araştırma tercih edilen yöntemdir. Bu felsefe, değerlendirme ve araştırma temelli teoriye yaptığı vurguyla alanda sergilenmiştir.
Bu yönelim bugün alanın büyük kısmında baskınken, her şeye rağmen gittikçe artan alternatif görüşler alanda görülmektedir. Bu görüşleri şöyle sıralayabiliriz:

  • ortak görüşlerin eleştirel incelemeleri
  • alternatif teorik yönelimler
  • alternatif temel felsefeler

Alanın Eleştirel İncelemeleri

Birinci grubun tipik düşünceleri teknolojinin alandaki ve daha geniş anlamda toplumdaki öneminin eleştirileridir. Örneğin Striebel'in (1991) sunduğu teze göre bilgisayar sadece daha öncekiler gibi bir dağıtım aracı değil, ama belli kural ve önyargıları olan bir ortamdır (s.117). Striebel aynı zamanda daha önce diğerleri tarafından dikkatlice oluşturulan öğrenme ortamlarında gerçek anlamda öğrenci kontrolünün uygulanabilirliğini de sorgulamaktadır.
Teknoloji öğretim teknolojileri uzmanlarının tek dayanağı olmadığı için alan dışındaki teorisyen ve filozoflar tarafından sunulan ve bizim uzmanlık alanımızla ilgili analizler içeren bir teknoloji eleştirisi de mevcuttur. McLuhan'ın medya keşifleri (1961;1984) en meşhur olanlarıdır. McLuhan'ın çalışması medyanın toplum üzerindeki etkisini sorgulamak için temel bir yapı sağlar. Ayrıca Bowers'da (1988) teknolojinin nötr etkiye sahip olduğunu ve istenilen her amaç için şekillendirilebileceğini iddia eden öğretim teknolojisi uzmanlarını tartışmaya davet etmektedir.

Alternatif Teorik Görüşler

Yeni teorik görüşün temsilcisi yapısal psikolojidir (Duffy ve Jonassen, 1991). Yapısalcılara göre bir fiziksel gerçeklik mevcuttur, ve bizim o fiziksel gerçeklik hakkındaki bilgimiz de onunla ilgili deneyimlerimizi yorumlamamızla oluşur. Bilgiden yoksun bir insan için anlam yoktur ve olamaz da. Öğrenme sürekli karşılaşılan deneyimleri yorumlama ve yorumlarımızı yeni deneyimler ışığında yapılandırma süreçlerini içerir. Yapısalcılar sıkı öğretim şekillerinden çok öğrenme ortamlarının tasarımı hakkında konuşurlar. Bu ortamlar geniş bilgi temelleri, gerçek problemler, ve bu problemlerin çözümünde kullanılacak gerçek araçlar içerecek şekilde tasarlanmaktadır. Öğretilecek bilginin önceden belirlenmesi ve içeriğin basitleştirilmesi ya da sıradanlaştırılması hoş karşılanmaz. Ayrıca bunun zengin içerikli ve bilgi aktarımını sağlayan öğrenmeyi engellediği düşünülür.
Yapısalcıların yönelimiyle tamamen zıt olmayan başka bir görüş ise durumsal öğrenmenin gücünü vurgulayan diğerleri tarafından öne sürülmüş ve yükseltilmiştir. "Durumsal öğrenme, öğrencinin gerçek dünyada meydana gelen gerçek işler üzerinde çalıştığı zaman olur. Öğrencilere örüntüyle ilgisi olmayan bilgi ve becerilerin öğretilmesiyle olmaz." (Winn, 1993, s.16). Birisi durumsal öğrenmenin önemini vurguluyorsa bunun devamında öğrenme, aktif, sürekli, kullanılandan ziyade kapasite bakımından yargılanan bir şey olarak görülür ( Brown ve Duguid, 1993). Winn (1993) durumsal öğrenmenin yararlarını elde etmek için öğretimsel tasarım ilkelerinin nasıl uygulanabileceğini göstermiştir, ve böylelikle çoklu ortamlardaki uygulamalara izin verecek seviyede bir öğrenmenin önemine işaret etmiştir (s 17). Aynı zamanda öğretimsel tasarımdaki esnekliği sunmaya çalışırken teknoloji tarafında sık sık empoze edilen kısıtlamalardan da bahsediyor.
Başarım teknolojisi akımları da (Geis 1986) öğretim teknolojilerinin alternatif görüşü gibi sunulmuştur; ve bazılarına göre alana açık bir alternatiftir. İş sırasındaki başarım problemlerini çözerken bireysel ve örgütsel gerçekleri dikkate alan bir yapıdır. Geleneksel ÖT ile başarım teknolojisi arasında, sistemler yaklaşımına bağlılık, ihtiyaç analizine bağımlılık ve dikkati başarım problemlerinin sebeplerine yoğunlaştırmak gibi benzerlikler vardır.
Bununla birlikte başarım teknolojisi uzmanlarının öğrenme hedeflerinden çok ticari ihtiyaçlar ve kendi kurumlarının hedeflerini teşhis etmeleri muhtemeldir. Problem çözemeye bir yaklaşım olarak başarım teknolojisi, sibernetik, davranışsal psikoloji, iletişim teorisi, bilgi teorisi, sistem teorisi, yönetim bilimi ve bilişsel bilimleri içeren çeşitli teorik etkilerin ürünüdür (Geis, 1986).
Başarım teknolojisi uzmanları problemlerine çözüm için sürekli öğretimsel müdahaleler tasarlamazlar. Başarım teknologlarının öğretimsel müdahaleler tasarlarken motive ediciler, iş tasarımı, personel seçimi, dönüt, veya kaynak tahsisi gibi müdahalelerin geliştirilmesine yönelmeleri kuvvetle muhtemeldir. Resmi bir kurumun içinde veya dışında herhangi bir öğretim durumunda ÖT ilkeleri kullanılabilecekken, kurum dışında başarım teknolojisi ilkelerinin kullanımını anlamak zordur.

Alternatif Felsefeler
Sonuç olarak post-modern felsefe alanın en temel geleneksel inanış ve değerlerinin eleştirel analizlerinin yapılması yönünde teşvik edicidir. Post-modern görüş ÖT'nin bir bilim olduğu kadar sanat olduğu düşüncesini de vurgulamaktadır. Hlynka (1991) post-modernizmi; evrenseli, durağanı ve basiti arayan modernitenin üzerindeki çok boyutlu, dinamik ve karmaşık bir düşünce şeklidir, diye tanımlar. Bu demektir ki bir felsefe veya teori diğerinden daha iyi değildir, hepsi birlikte vardır ve birlikte kullanılmalıdır. Post-modernistler entelektüel teşviki zengin bir bilgi üretim sistemleri topluluğu içinde bulurlar ve varlığını kabul ederler; alanın her bir tanımını (burada sunulan gibi) üretici araştırma ve uygulamayı teşvik için gerekli olan yaratıcılığı yok etme şekli gibi görürler.
Post-modern düşüncenin tasarım teorisi kadar tasarım pratiği teorileri de vardır. Öncelikle, bu yönelim sistematik tasarım modellerine dayanmaktansa yeni tasarım paradigmalarının kullanımını teşvik eder. Bunlar estetik paradigmalar yüksek derecede bağımlılık ve bir durumun karmaşıklığına vurgu yapan her modeli kapsar. Basitleştirmeci ve indirgemeci yaklaşımlara kökten bir karşı çıkış söz konusudur. Ek olarak değişimi kademeli ve bütünsel bir süreç olarak gören geleneksel de reddedilir. Çünkü çoklu teorik yaklaşımlar desteklenmektedir, post-modernist felsefe, kapalı, planlanmış ve katı sistemlere karşı açıklık ve esneklikle sonuçlanan talepleri teşvik eder ve onlardan yana olur (Hlynka, 1991). Tek yönlü bilgi transferine yoğunlaşan, öğrenciyi gerçek hayattan soyutlayan ve öğrencinin merakını yok eden öğretim şekli hakkında kaygılar vardır.

Teknolojinin Etkisi

Alan olarak ÖT araştırma ve teorilerin etkilerine ek olarak teknolojinin etkileri ve teknolojik yenilikler tarafından da şekillendirilmektedir ve bu durum gelecekte de artarak devam edecektir. Bu durum alanı donanım karşıtı olarak süreç ve iş bakımından tanımlama çabalarına rağmen gerçekleşmektedir. 1950 ortalarındaki ilk planlı öğretim uygulamalarından, öğretimsel tasarım ilkelerini kullanan 1960 sonlarındaki eğitim televizyonunun başarısına (Susam Sokağı), Apple II mikrobilgisayarın kullanıma sunulmasına kadar, teknoloji bu alandaki büyümeleri hep etkilemiştir (Seels, 1989).
Son zamanlarda teknolojik yenilikler disiplinle ilgili teori ve pratikteki gelişmelerin teşvik edicileri olmuştur. Salomon (1192) bunu "tabandan-tavana" teknoloji gelişim modeli olarak isimlendirmektedir. Bu yeni teknolojiler aşağıdakileri kapsayan birçok güncel konuya işaret eden gelişmelere yol açarlar,

  • öğretimi özel durumlara adapte edebilmek için ilkeler oluşturmak
  • etkileşimli öğretimler için yeni yaklaşımlar oluşturmak, ve
  • yaygın öğrenme ortamları için öğretim planı oluşturmak.

Teknolojinin etkileri araştırılırken dağıtım sistemi olanaklarının büyüyen sahası ve bunların öğretim ve öğrenme üzerindeki etkileri göz önüne alınabilir. Yeni teknolojiler yüksek derecede gerçekçi uyarımlar oluşturulması, büyük miktarda bilgiye hızlı ulaşım imkanı sağlaması, bilgi ve bilgi transferi ortamının hızlıca birleştirilmesi ve öğretmen-öğrenci ve öğrenciler arasındaki uzaklık engelinin kaldırılması gibi olanakları sunmaktadır (Hannafin, 1992). Yetenekli ve yaratıcı öğretimsel tasarımcılar;

  • medyayı entegre etme,
  • hemen hemen sınırsız öğrenci kontrolüne izin verme ve hatta
  • bireysel ihtiyaçlara, geçmiş deneyimlere ve çalışma ortamlarına göre kendilerini tekrar düzenleyebilme gibi avantajlara sahip öğretimsel ürünler geliştirebilmeliler.

Teknolojideki bu gelişmeler alan içindeki pratiğin doğasını değiştirmektedir. Sonraki teori genişlemelerinde olduğu gibi araştırma içinde içerdikleri bazı şeyler vardır. Örneğin yeni teknolojilerin kullanıldığı öğrenme ortamlarında araştırmacılara karmaşık ve kapsamlı bir etkileşimin öğrenmedeki rolü ve etkisini ve yetenek-davranış etkileşiminin etkilerini tam olarak tanımlayabilme olanağı sağlar.
Bununla birlikte, etkiler teknoloji ile birlikte düşünüldüğünde soruların yönelimi değişir. Sorular öğrenci ve teknoloji birlikteliğinin etkileri, yüksek teknolojiye sahip ortamların ileri düzeyde düşünme ve bilişsel süreçteki rolü üzerine yoğunlaşır (Salomon, 1992). Bu bakış açısıyla teknoloji bilişsel yönelimli teori ve pratiği teşvik eden bir güç halini alır.
Teknoloji geniş ölçekli bir öğretimsel medya sunmasına ek olarak tasarım çalışmalarını desteklemek için bilgisayar temelli araçlar sunarak da alan içindeki uygulamaları etkiler (Vgustafon ve Reeves, 1990). Otomatik tasarım iş istasyonları ve uzman tasarım sistemleri muhtemelen tasarımcının üreticiliğini arttıracak ve geleneksel öğretim sistemleri tasarımı süreçlerinin kullanımıyla kazanılan kalite kurban edilmeden, detaylı, sistematik tasarım süreçlerince ortaya konan sınırlamaları azaltacaktır. Merrill, Li ve Jones'a göre bu yenilikler ikinci nesil öğretimsel tasarımın doğumuna sebep olacaktır.

ÖZET

Bu bölümde araştırma ve teori, değerler ve alternatif paradigmalar ve kendi başına teknoloji gibi ÖT'nin alanını şekillendiren konular incelendi. Alan görsel eğitim hareketinden geniş bir eğitim sahasında ve öğretim ortamlarında uygulanan daha karmaşık bir alan olma yönünde gelişirken bu konuların etkisinde kaldı. Bu konular alanın kitap ve resimlere olan ilgisini bilgisayar ve etkileşimli çoklu ortamlar yönünde değiştirirken özellikle hissedilmiştir. Bu konular alanın küçük bir akademisyenler ve uygulayıcılar topluluğundan büyük, uluslararası bir öğretim teknolojileri uzmanları topluluğuna dönüşümünde etkili oldu.

PROFESYONEL YAYINLAR
ADCIS News
Association for the Development of Computer Based Instructional Systems
International Headquarters
1601 W. 5th Avenue, Suite 111
Columbus, OH 43212
ADCIS News bilgisayar tabanlı öğretim (computer-based instruction) alanında gerçekleştirilen aktiviteler hakkında bilgi içerir.

Adult Education: A Journal of Research and Theory
American Association for the Adult and Continuing Education
2101 Wilson Boulevard, Suite 925
Arlington, VA 22201
Adult Education yetişkinlerin eğitimleri üzerine araştırmaları yayınlar.
http://www.msu.edu/user/aeq/AEQ/geninfo.html

AEDS Journal Bakınız Journal of Research on Computing in Education

American Educational Research Journal: A quarterly Publication of the American Education Research Association
American Educational Research Association
1230 17th Street, NW
Washington, DC 20036
American Educational Research Journal eğitimsel araştırmalar üzerine makaleler bildirir.
http://www.iste.org/Publications/JRCE/

American Journal of Distance Education
Office for Distance Education/College of Education
The Pennsylvania State University
403 S. Allen Street, Suite 206
University Park, PA 16801-5202
American Journal of Distance Education uzaktan eğitim üzerine yazılar sunar.

American Psychologist
American Psychological Association
750 1st Street, NE
Washington, DC 20002-4242
American Psychologist American Psychological Association'ın ilgilendiği bilimsel ve pratik gelişmeler üzerine yapılan araştırmaları yayınlar.

Aspects of Educational Technology Programmed Learning & Educational Technology olarak devam etmektedir.
Association for Educational and Training Technology
Centre for Continuing Education
Northampton Aquare
London EC1V OMB
England
Aspects of Educational Technology eğitim ve yetiştirme (training) teknolojisi ile ilgili makaleler yayınlar.

Audiovisual Instruction. Bakınız TechTrends

AV Communications Review. Bakınız Educational Communication and Technology

British Journal of Educational Technology
Council for Educational Technology for the United Kingdom
Sir William Lyons Road
University Science Park
Coventry CV4 7EZ
England
British Journal of Educational Technology eğitim teknolojisiyle ilgili araştırmalar sunar.
http://www.swets.co.uk/backsets/rpt1075.html

Canadian Journal of Educational Communication. Media Message olarak devam temektedir.
The Queensway, Suite 1318
Etobicoke, Ontario M90 5H5
Canada
Canadian Journal of Educational Communication Association for Media and Technology in Education adlı organizasyonun dergisidir.

Computers and Education
Elsevier Science Ltd.
P.O. Box 880
Kinglington, Oxford OX5 IDN
England
Computers and Education teknik araştırma raporları yayınlar.
http://www.education.uts.edu.au/projects/comped/

Education and Computing: The International Journal
Elsevier Science Publishers B. V.
Postbus 211
100 AE Amsterdam
The Netherlands
Education and Computing eğitim ve hesaplama (computing) hakkında makaleler yayınlayan uluslararası bir dergidir.

Education Communication and Technology: A Journal of Theory, Research and Development. Bakınız Educational Technology Research and Development

Educational Reseacher
American Educational Research Association
1230 17th Street, NW
Washington, DC 20036
Educational Reseacher araştırma metodları ve araştırmaların nasıl rapor olarak yazılacağını ve kullanılacağını tartışır.

Educational Technology
Educational Technology Publications, Inc.
700 Palisades Avenue
Englewood Cliffs, NJ 07632
Educational Technology dergisinde araştırma raporları, yazın (literature) özetleri yayınlanır.
http://fromnowon.org/

Educational Technology Research and Development. Educational Communication and Technology Journal, AV Communication Review, ve Journal of Instructional Development olarak devam ediyor
Association for Educational Communications and Technology
1025 Vermont Avenue, NW, Suite 820
Washington, DC 20005-3516
Educational Technology Research and Development öğretim teknolojisiyle ve daha etkili öğrenme ve öğretme için öğretim teknolojisinin uygulamalarıyla ilgilenen eğitimciler için bir dergidir.

Evaluation and Program Planning
Elsevier Science Ltd.
P.O. Box 880
Kiddlington, Oxford OX5 IDN
England
Evaluation and Program Planning yenilikçi data analizi, yorum ve değerlendirmeleri inceler.

Instructional Innovator. Bakınız TechTrends

Instructional Science: An International Journal
Martinus Nijhoss Publishers
c/o Kluwer Academic Publishers
Distribution Center
101 Philip Drive
Norwell, MA 02061
Instructional Science eğitim, psikoloji ve sosyal bilimlerden okuyucuları için bir iletişim forumudur.

Journal of Computer Assisted Learning
Blackwll Scientific Publications, Ltd.
Osney Mead
Oxford OX2 0EL
England
Journal of Computer Assisted Learning bilgisayar destekli öğrenme savunucularının ilgi alanları üzerine makaleler yayınlar.
http://www.lancs.ac.uk/users/ktru/jcaljrnl.htm

Journal of Computer-Based Instruction
Association for the Development of Computer Based Instructional Systems
International Headquarters
1601 W. 5th Avenue, Suite 111
Columbus, OH 43212
Journal of Computer-Based Instruction okullarda pratik bilgisayar tabanlı öğretim teknikleri hakkında araştırma ve tanımlamalar içerir.

Journal of Educational Computing Research Baywood Publishing Co.
P.O. Box 337
26 Austin Avenue
Amityville, NY 11701
Journal of Educational Computing Research bilgisayarların pedogojik olarak kullanılması hakkında makaleler içerir.
http://www.education.uts.edu.au/projects/comped/

Journal of Educational Psychology
American Psychological Association
750 1st Street, NE
Washington, DC 20002-4242
Journal of Educational Psychology eğitim psikolojisi üzerine araştırma makaleleri yayınlar.

Journal of Educational Technology Systems
(Society for Applied Learning Technology)
Baywood Publishing Co.
26 Austin Avenue
Amityville, NY 11701
Journal of Educational Technology Systems eğitimde, yetiştirmede (training) ve iş başarımında teknolojinin uygun kullanımını tartışır.

Journal of Educational Television
Educational Television Association (UK)
Carfax Publishing Co.
P.O. Box 25
Abington, Oxfordshire OX14 3UE
England
Journal of Educational Television eğitimsel televizyon ve buna bağlı eğitimsel uygulamalar hakkında makaleler yayınlar.

Journal of Instructional Development. Bakınız Educational Technology Research and Development

Journal of Interactive Instruction Development
Communicative Technology Conference
Society for Applied Learning Technology
50 Culpepper Street
Warrenton, VA 22186
Journal of Interactive Instruction Development etkileşimli dağıtım sistemleri üzerine yoğunlaşır.

Journal of Research on Computing in Education
International Society for Technology in Education
University of Oregon
1787 Agate Street
Eugene, OR 97403
Journal of Research on Computing in Education öğretimsel ortamlarda bilgisayarın kullanımı, bu konuyla ilgili kitap eleştirileri içerir.
http://www.iste.org/Publications/JRCE/

Journal of Special Education Technology
Council for Exceptional Children
Technology and Media Division
P.O. Box 328
Peabody College
Nashville, TN 37203
Journal of Special Education Technology bilgisayar destekli öğretimin özel eğitim durumlarında uygulanmasını açıklayan makaleler yayınlar.
http://www.iste.org/Publications/JRCE/

Journal of Technology and Teacher Education
Society for Information Technology & Teacher Education
c/o Association for the Advancement of Computers in Education
P.O. Box 2966
Charlottesville, VA 22902
Journal of Technology and Teacher Education teknoloji ile bağlantılı projeler, hizmet içi, hizmet öncesi öğretmen eğitimi konuları üzerine makaleler yayınlar. http://www.aace.org/pubs/jemh/Default.htm
http://139.132.40.128/archives/jtate/anindex.htm

Journal of Typographical Research. Bakınız Visible Language

Performance and Instruction. Bakınız Performance & Instruction Journal

Performance & Instruction Journal. Performance and Instruction olarak devam ediyor.
National Society for Performance and Instruction
1300 L Street, NW, Suite 1250
Washington, DC 20005
Performance & Instruction Journal öğretim teknologlarının ilgi alanları üzerine makaleler yayınlar.

Programmed Learning & Educational Technology. Bakınız Aspects of Educational Technology
School Library Media Quarterly
American Association of School Librarians
50 E. Huron Street
Xchicago, IL 60611
School Library Media Quarterly okullardaki kütüphane medya merkezleriyle (school library media centers) ilgilenen öğretim teknologları için faydalı, pratik ve analitik makaleler sunar.
http://www.lis.pitt.edu/~mkb/slmq.html

Simulation and Gaming: An International Journal of Theory, Design and Research
Association for Business Simulation and Experimential Learning
Sage Publications, Inc.
2455 Teller Road
Newsbury Park, CA 91320
Simulation and Gaming oyunlar ve bilgisayar simülasyonları üzerine makaleler yayınlar.

Studies in Adult Education. Bakınız Studies in the Education of Adults

Studies in the Education of Adults. Studies in Adult Education olarak devam ediyor.
National Institute of Adult Continuing Education
21 De Monfort Street
Leicester LE1 7GE London
England
Studies in the Education of Adults Birleşik Krallık'ın eğitimsel ortamına yoğunlaşmış, yetişkin eğitimi ve sürekli eğitim konuları üzerine çalışmalar sunar.

TechTrends: For Leaders in Education and Training . Audivisual Instruction and Instructional Innovator olarak devam ediyor
Association for Educational Communications and Technology
1025 Vermont Avenue, NW, Suite 820
Washington, DC 20005-3516
TechTrends çok çeşitli öğretim teknolojisi konuları içeren makaleler yayınlar.
http://aect.org/Pubs/techtrends.html

Training: The Magazine of Human Resources Development
Lakewood Publications, Inc.
50 S. Ninth Street
Minneapolois, MN 55402
Training devlet, iş ve sağlık ortamlarında çalışan yöneticiler için makaleler yayınlar.

Training and Development
Ameriacan Society for Training and Development
P.O. Box 1443
1640 King Street
Alexandria, VA 22313
Training and Development yetiştime konusunda yöneticiler ve geliştiriciler için makaleler yayınlar.

Visible Language: The Quarterly Concerned with All That Is Involved in Our Being Literate, Journal of Typographic Research olarak devam ediyor
Rhode Island School of Design
2 College Street
Providence, R1 02903
Visible Language yazılı dilin rolü hakkında araştırma sonuçları ve tartışmalar sunar.
http://www.id.iit.edu/visiblelanguage/
Diğer Profesyonel Yayınlar:
The Journal of Educational Multimedia and Hypermedia
http://www.aace.org/pubs/jemh/Default.htm

The Journal of Computing in Childhood Education
http://www.aace.org/pubs/child/Default.htm

Journal of Technology Education
http://scholar.lib.vt.edu/ejournals/JTE/jte.html

British Journal of Educational Psychology
http://www.bps.org.uk/publicat/journals/bjep/bjephome.htm

Classroom Connect
http://www.classroom.net/classroom/default.html

Journal of Computer-Mediated Communication
http://cwis.usc.edu/dept/annenberg/journal.html


REFERANSLAR

· AECT Task Force. (1977). Educational Technology: Definition and glossary of terms. Washington, DC: Association for Educational Communications and Technology.

· Armsey, J. W., Dahl, N.C. (1973). An inquiry into the uses of instructional technology. New York: Ford Foundation Report.

· Block, C. H. (Ed.). (1981). Proceedings of the National Conference on Technology and Education. Washington, DC: Institute for Educational Leadership.

· Carnegie Commission on Higher Education. (1972). The fourth revolution: Instructional technology in higher education. New York: McGraw-Hill.

· Cleary, A. et al. (1976). Educational technology: Implications for early and special education. New York: John Wiley.

· Collier, K. G. et al. (1971). Colleges of education learning programmes: A proposal (Working Paper No.5). Washington, DC: Commission on Instructional Technology.

· Commission on Instructional Technology. (1970). To improve learning. A report to the President and the Congress of the United States. Washington, DC: Commission on Instructional Technology.

· Dewey, J. (1916). Democracy and education. New York: Macmillan.

· Dieuzeide, H. (1971). Educational technology: Sophisticated, adapted and rational technology. Series B: Opinions (No:30). Paris International Commission on the Development of Education, UNESCO.

· Engler, D. (1972). Instructional technology and the curriculum. In F. J. Paula and R. J. Goff (Eds.), Technology in education: Challenge and change. Worthington, OH: Charles A. Jones.

· Finn, J. D. (1960). Technology and the instructional process. Audiovisual Communication Review, 8(1),9-10.

· Good, C. V. (Ed.). (1959). Dictionary of education. New York: MacGraw-Hill.

· Heinich, R. (1970). Technology and the management of the instruction. Washington, DC: Associations for Educational Communications and Technology.

· Knezewich, S.J. (1969). Administration of public education (2nd ed.). New York: Harper & Row.

· Knezewich, S.J., & Eye, G. G. (Eds.). (1970). Instructional technology and the school administrator. Washington, DC: American Association of School Administrator.

· McDermott, J. (1981). Technology: the opiate of the intellectuals. In A. H. Teich (Ed.). Technology and man's future. New York: St. Martin's Press.

· Saettler, P. (1968). A history of instructional technology. New York MacGraw-Hill.

· Silverman, R. E. (1968, January). Two kinds of technology. Educational technology, p.3.

· Simon, H. A. (1969). The sciences of the artificial. Cambridge, MA: MIT Press.

· Simon, Y. R. (1983). Pursuit of happiness and lust for powerin technological society. In C. Mitcham & R. Mackey (Eds.), Philosophy and Technology. New York: Free Press.

· Smith, P. G. (1965). Philosophy of education. New York: Harper &Row.

· Tickton, S. G. (Ed.). (1971). To improve learning: An evaluation of instructional technology (Vol. 1). New York: R. R. Bowker.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

PATRONUN GÖZÜ ÜZERİNİZDE

İş vereniniz PC'de ne yaptığınızı bilmek istediğinde gözetleme yazılımlarından yararlanabilir.

Ofisinizde en son ne zaman kişisel bir e-posta gönderdiğinizi hala hatırlıyor mısınız? Alışveriş sayfalarını ne kadar sık gözden geçirdiniz? Siz bunu çoktan unutmuş olabilirsiniz,ancak patronunuz tam olarak bilmekte. Muhtemelen ne zaman çalışmaya başladığınız, arkadaşlarınıza ne sıklıkla e-posta gönderdiğiniz,ne zaman keyif için internette sörf yaptığınız ve hangi sayfaları ziyaret ettiğinizi bilebilir. Casus programlar günümüzde bilgisayar başında çalışan tüm kullanıcıları saydam insanlar haline getiriyor.

PC'deki muhbirler : Casus yazılımlar neleri kaydediyor?

Gözetleme programlarının bilgisayarınıza en önemli bulaşma yolu EXE dosyası eklentileriyle gönderilen e-postalardır. Üstelik bu ileti bölüm şefinden yada patrondan geliyorsa kimse şüphelenmez. Benzer biçimde patronunuz bu yazılımı firma ağına da kurabilir.

Ardından her şey kendiliğinden çalışır: Hedef alınan bilgisayarlar her başlatıldığında ispiyonlama araçları da Windows tarafından çalıştırılır ve bundan daha tehlikelisi ancak bir virüs olabilir.

Muhbir yazılımların genel olarak benzer temel fonksiyonlara sahiptir: Bu sayede klavyeden yazılan tüm veriler,düz enli periyotlarla ekrandaki görüntünün bir kopyası, kullanılan programların ve web sayfalarının birer listesi kaydedilir. Denetimin neleri hedef alacağı ve ne sıklıkla gerçekleştirileceği patronunuz tarafından özgürce ayarlanabilir. Tek ihtiyacı olan sadece birkaç tıklamadan ibaret. Geri kalan tüm işlemler yazılım tarafından otomatik olara gerçekleştirilir ve sonuç gönderilir.

İspiyona karşı: Muhbir yazılımlarından korunma

Patronunuzun elde ettiği izinsiz ve önemli bilgilerle rahat etmesini engellemek için daha ne bekliyorsunuz? Unutmayın ki son pişmanlık fayda etmez! İşte bu yöntemlerden bir kaçı: Bazı ispiyonlama araçlarının ayar pencereleri sadece (gözetlenen kullanıcı da dahil) bir tuş kombinasyonu ile çağırılabilir. Diğer araçlar ise sabit diskinizde karakteristik izler bırakır. Sayfanın altındaki kutuda tüm bunları bulabilirsiniz. PC'nizin bu zararlılardan kurtulmasına yardımcı olabilirsiniz: Uzman programcılar tarafından yazılmış bir takım araçlar bilgisayarınızın temizlenmesini ve zararlıların silinmesini sağlar. Ne yazık ki genelde bu muhbir avcılarının da zayıf yönleri görülebilir: Örneğin bazı araçlar sadece bir takım özel gözetleme programlarını tanıyabilir ve diğer ispiyoncuların silinmesini sağlayamaz. Biri Bizi Gözetliyor korkusu sizi masrafa sokabilir. Anti-ispiyoncu araçları yaklaşık 70 euro'ya satılıyor. Ancak şanslısınız ki ücretsiz olanları da mevcut.

Örneğin Elbtecscan firmasının yazılımı (www.elbtec.de) ücretsiz dağıtılıyor. Bu program bir Alman firması olan Elbtec tarafından Spector,Eblaster ve Orvell'in izlenmesi için geliştirilmiş. Ancak Elbtecscan sadece kullanıcıya uyarıda bulunabiliyor, buna karşılık tespit edilen programların sabit diskinizden silinmesini sağlayamıyor.

Data Becker firmasının Anti-Spion aracı ile (www.databecker.de) 20 euro'ya satılıyor. Yazılım 22 farklı ispiyonlama aracının tanınmasını ve silinmesini sağlıyor. Üstelik tüm sabit diskinizin taranması sadece birkaç dakika sürüyor. Huzur verici: Muhbir monitörü fonksiyonu sabit diskinize her an bulaşması muhtemel gözetleme araçlarına karşı kullanıcıyı uyarıyor.

30 dolar'a satılan Pest Patrol (www.pestpatrol.com) ardında zayıf bir etki bırakıyor. Kullanıcı dostu arabirim ve basit kullanım özelliklerine rağmen hatalı arama sonuçlarından öteye gidemiyor. Test PC'niz isterse onlarca gözetleme yazılımı ile kuşatma altında olsun Pest Patrol sadece bir ziyaretçiniz olduğunu söylüyor. Sonuç: Oldukça düşük bir fiyat/performans oranı.

Spy Cop (www.spycop.com) 50 dolarlık satış fiyatı ile incelememize katılan en pahalı araç ve sabit disk üzerinde uzunca bir süre denetim gerçekleştirmesine rağmen sadece iki farklı muhbir aracını tespit edebiliyor. Üstelik bulunan sonuçların kullanıcıya listelenmesi de belirsizlikler içeriyor. Öncelikle arama penceresinde görüntülenen dosyalar üzerine çift tıklandıktan sonra "Learn More" tuşuna tıklanmasını gerekiyor. Bu sayede kullanıcı, ilgili tanım ile dolu bir Google arama penceresine ulaşıyor. Google'daki sonuçlar yardımıyla denetlenen gözetleme araçları tüm işlemlerin ardından bilgisayarınızdan temizlenebiliyor.
Ayrıca Spy Cop geleneksel olmayan bir yöntemle gözetleme araçlarının kapatılmasını sağlayabiliyor: Program ispiyoncunun program dosyalarının adını basit bir biçimde değiştiriyor.

Dikkat, ajanlar: Sakın yakalanmayın

Genelde popüler gözetleme yazılımları kolayca belirlenebiliyor. Örneğin Win What Where hatasız bir biçimde çalışır. Denetlenen bilgisayarda bilgisayarınızı denetleyen araca erişmek için,y azılımın demo sürümünü kurmanız yeterli olur.

Ancak tüm bu ipuçlarını uygularken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta şu: İspiyonlama yazılımları yaptığınız tüm araştırmalar da dahil her hareketinizi kaydeder.

CASUS YAZILIMLAR OLMADAN DA PATRONUNUZ BİLEBİLİR

Web sayfaları

Şirket ağları genellikle Proxy adı verilen özel bir bilgisayarla internete bağlıdır. Bu bilgisayarda kimin hangi web sayfalarını talep ettiği detaylı bir biçimde kayıt altında tutulur.

Kendinizi korumak için: Proxy'yi aldatmak için JAP size yardımcı olabilir. (http://anon.inf.tu-dresden.de). JAP dosya aktarımını şifreler ve web sayfalarını farklı yollardan çağırır.

Sonuç: Firmanın proxy'si yalnızca Dresden Üniversitesi'ne bağlantınızı tanıyabilir ve bu sırada hangi web sayfalarını ziyaret ettiğiniz bilinmez.

E-posta

Pek çok firma çalışanlarının e-postalarını göndermek için kendi sunucusunu kullanır. Buradan geçen her elektronik posta teknik sorumlu (Sistem Yöneticisi) tarafından rahatlıkla okunabilir.

Kendinizi korumak için: E-postalarınızı şifreleyebilirsiniz. www.pgp.com adresindeki Pretty Good Privacy bu iş için uygun bir yazılım. Yalnızca alıcı şifrelenmiş iletiyi metin olarak görebilir.

Sonuç: E-postanızda yazdıklarınız, sistem yöneticisi tarafından anlaşılamaz. Ancak sonradan postanın kime gönderildiği takip edilebilir.

Dikkat

Bahsi geçen hilelerle firma bilgisayarında kişisel sörf yaptığınızı ve e-posta gönderdiğinizi saklayabilirsiniz. Ancak JAP ve PGP'nin kurulumu dahi çoğu iş vereni şüpheye düşürebilir.

Dikkat: Bu araçların, casus yazılımlar bilgisayarınızda kurulu ise, işe yaramayacağı konusunda sizi uyaralım, çünkü gözetim programları tüm içeriği şifreleme öncesinde kaydedebilir.

Emin olmak: Ardınızda hiçbir iz bırakmamak istiyorsanız tek çare iş yerinde internette kişisel yolculuklardan kaçınmak olacaktır.

DOSYALARIN WINDOWS İLE ARANMASI

İz peşinde

Windows işinizi kolaylaştırarak, muhbir yazılımların sabit diskinizden uzaklaştırılmasına imkan tanıyor. Bunun için dosya adlarının bir kısmını tanımanız gerekir.

1- Başlat menüsünden Ara komutuna (Windows 98 ve Me'de: Başlat / Ara / Dosya ve Klasörler) tıklayın. Arama sihirbazının bulunduğu pencere ekrana gelir.

2- Windows XP "Ne aramak istiyorsunuz?" sorusu altında mevcut fonksiyonlar listelenir. "Tüm dosya ve klasörleri" bağlantısı üzerine tıklayın (Windows 98 ve Me kullanıcıları direkt olarak 3. adıma geçebilirler).

3- Şimdi Windows tarafından aranmasını istediğiniz dosya adını ya da bir bölümünü yazmanız gerekir (aşağıdaki kutuya bakın).

4- Ardından Ara tuşuna (Windows 98'de Başla) tıklayın. Windows anahtar kelimeyi incelemeye başlar. Arama tamamlandığında sonuçlar ekranın sağındaki alanda dosya adı ve bulunduğu konuma göre listelenir.

İSPİYONLAMA YAZILIMLARININ ARKA KAPISI

Boss Everyware

Shareware bir yazılım olan Boss Everyware özellikle Amerika'da oldukça popüler. Bu araç, kullanıcının tüm aktivitelerini değerlendirir ve efektif çalışma süresini hesaplar.

Korunma: Sabit diskinizde "Beconfig.exe", "Bewrep. exe" ve "Rmbew.exe" dosyalarını arayın. Eğer bu dosyalar sabit diskinizde bulunuyor PC'niz Boss Everyware ile denetleniyor.

Orvell

Adını George Orwell'den ve 1984'de yayınlanan kitabından alan gözetleme aracı, Düzenli olarak ekran görüntüsünün fotoğrafını çeker ve tüm ziyaret edilen web sayfalarını saklar.

Korunma: Klavyeden [Ctrl] + [Shift] + [Alt] + [O] tuş kombinasyonuna basın. Patronunuz da bu tuşlar ile programı çağırır ve tüm program fonksiyonlarına erişim sağlar.

Silent Watch

Sessiz araştırmacı Silent Watch özellikle ağlar için tasarlanmış. Bu araç yardımıyla merkezi bir konumdan bu ağa bağlı tüm bilgisayarları n izlenmesini sağlanabilir.

Korunma: Eğer birileri PC'nize Slient Watch aracını bulaştırdıysa, sabit diskinizde "Borlndmm.dll", "Svcomsvc.dll" ve "Svcomsc. exe" dosyalarının da bulunması gerekir.

Spector

Bir saniyelik küçük peryotlara kadar otomatik olarak ekrandaki görüntüyü kullanıcıdan habersiz olarak fotoğraflayabiliyor. Resimleri izlemek için üzerlerine tıklamak yeterli.

Korunma: Eğer bilgisayarınızda Spector gözetleme aracının varlığından şüphe ediyorsanız "Shmswnmp.dll" ve "Shmswnrc. dll" adlı dosyaların izini takip edebilirsiniz.

007 Starr

Bu araç 007 Starr adını meşhur James Bond filminin kahramanından alıyor. Program tüm tuş girişlerini ve ziyaret edilen web sayfalarını tarih ve saatiyle kaydeder.

Korunma: Eğer 007 Starr aracını temizlemek istiyorsanız Başlat / Çalıştır penceresinde Aç satırına Starrcmd yazın. Aç'a tıkladığınız ispiyon aracı ekrana gelir.

YASAL HAKLARINIZ: Neler yapılabilir?

Soru: İşverenim benim gönderdiğim tüm e-postaları okuyabilir mi?

Cevap: Gelen ve giden e-postalar işveren tarafından bilgi edinme amaçlı olarak şirket içi ve dışı yazışmalara benzer biçimde denetlenebilir. Örneğin kağıda basılı belgeler gibi gelen ve giden bilgilerin de şirketi ilgilendirdiği düşünülür. Ancak kuşkusuz kişisel e-postalar, sadece size özel mektuplar gibi denetim dışı tutulmalıdır.

Soru: Patronum ziyaret ettiğim web sayfalarını kaydedebilir mi?

Cevap: Prensip olarak patronunuzun şirket içi bilgi güvenliğini sağlama açısında buna hakkı var. Yani çalışanların internetteki hareketlerini kontrol edebilir. Bu tür dosyalar ayrıca bir sunucu üzerinde de toplanabilir. Ancak işveren bu verileri değerlendirme ve sonucunda çalışanların iş performansını incelemek için kullanma hakkına sahip değildir. Bu tür bir incelemenin gerçekleştirilebilmesi için internet ve intranet kullanımın çalışma sözleşmesinde kurallara bağlanmış ya da sınırlandırılmış olması gerekir.

Soru: Patronum bilgisayarımda yaptıklarımı denetlemek için ekran görüntülerini ve tüm tuş girişlerini kaydedebilir mi?

Cevap: Hayır. Genel anlamda bir işverenin ne e-postaları ne de internet kullanımı gözetim altında alma yetkisi yok. Genel anlamda (gizli) denetleme ve internet kullanımı sırasındaki hareketlerin gözetlenmesiyle kesinlikle işverenin yasal hakkı değil, üstelik kişisel özgürlüğünüzü denetim altına alması açısından yasadışı sayılır. Ancak hak verirsiniz ki çalışanların bir yazılım ile denetlenmesini konu alan bir kanun da bulunmuyor. Sonuç olarak kişisel haklarınıza dokunmamak şartıyla işverenin bilgi amaçlı denetim yapması durumu ortaya çıkıyor.

Soru: Patronum şirket bilgisayarlarında kişisel internet kullanımı nedeniyle beni işten çıkarabilir mi?

Cevap: Eğer patronunuz bu konuya hassasiyet gösteriyor ya da uzunca bir süredir çalışma performansını etkileyen faktörlere karşı sabrediyorsa biraz daha dikkatli olmak gerekir. Yapılan uyarılara rağmen ş